12 Mart 2008 Çarşamba

KARŞIYAKA DEVLET TİYATROSU BİNASI SATIŞA ÇIKARILDI

İzmir halkına sanat darbesi

İzmir'deki 2 salondan birinin kapatılmasına karşı çıkan ilçedeki sanatseverler binanın önünde eylem yaptı

İLKER ÇOBAN (HABER MERKEZİ)

Türk tiyatrosunun büyük patlama yaptığı 2007-2008 sezonuna Ankara'daki tiyatrolar 12, İstanbul'daki tiyatrolar 7 salonla perdelerini açarken, İzmir mevcut 2 salonundan birini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

ABD'de yaşayan sahipleri, 1 milyon 800 bin dolara satılığa çıkardıkları İzmir Devlet Tiyatrosu Karşıyaka Sahnesi'nin bulunduğu binanın 2008 yılı sonuna kadar boşaltılmasını istedi. Binaya bir emlakçı tarafından "5 kat imarlı" ifadesini içeren "satılık" afişi asılması, ilçede şok etkisi yarattı. İzmir Devlet Tiyatrosu Müdürü Hülya Savaş, bu binanın kapatılması durumunda sadece Konak'taki sahneye mahkum kalacaklarını belirterek, "Binanın satılması durumunda ortada kalacağız. Konak'tan başka sahnemiz kalmıyor. Büyükşehir veya Karşıyaka Belediyesi'nden, Valilik'ten bize bir yer göstermelerini bekliyoruz. İnşaat için bakanlık, sponsorlar ya da hayırseverlerden destek buluruz. Ama bize yeter ki bir bina göstersinler" dedi.

Takipçisiyiz

Öte yandan satış kararına tepki gösteren sanatseverler, tiyatro önünde eylem yaptı. Binanın satışı sonrasında yıkılıp iş merkezi kurulması durumunda tiyatrodan mahrum kalacaklarını belirten Karşıyaka Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (KARSAV) Başkanı Ahmet Diker, "Tiyatromuzu satmayın, bizi cezalandırmayın" dedi. Karşıyaka Sanat Platformu Sözcüsü Levent Çelik ise, konunun takipçisi olacaklarını söyledi.

Eyleme Karşıyaka Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (KARSAV), Karşıyaka Sanat Platformu, Basketbol Adamları Derneği, Yamanlar Tiyatro Platformu, Bostanlı Spor Kulübü ve Karşıyaka Karşıyaka Dergisi üyeleri katıldı.

Büyük ilgi görüyor

Karşıyaka sahnesinde hafta içi her gün yetişkin, hafta sonları da çocuk oyunları sahneleniyor. İlçe sakinlerinin büyük ilgi gösterdiği sahne, tüm hafta tam kapasite hizmet veriyor. Devlet Tiyatrosu, 919 metrekare arsa üzerine oturan binaya yıllık 90 bin YTL kira ödüyor. Devlet Tiyatrosu'nun kira kontratının süresi ise 2008 sonunda doluyor. Bu kira bedeli ile başka bir bina kiralamalarının uygun salon bulunmaması sebebiyle mümkün olmadığını belirten Savaş, "Bazı oyunlarımızı, Sabancı Kültür Merkezi, Konak ve Narlıdere'deki Atatürk Kültür Merkezi'nde sahneleyebiliyoruz. Ancak yerleşik sahne gibi olmuyor. Tiyatro sahnesinin yüksekliği ve özelliklerinin farklı olması gerekiyor. İzmir'de çok sayıda kültür merkezi var. Ancak tiyatronun yapılabilecei salonların kazandırılması gerekiyor" şeklinde konuştu. Karşıyaka Çarşı'da bulunan ve 1950'li yıllarda sinema olarak inşa edilip 1985'de İzmir Devlet Tiyatrosu'na kiralanan 2 katlı binada 226 kişilik büyük ve 60 kişilik oda tiyatrosunun yapıldığı küçük bir salon yer alıyor. Binanın satışı kararını, kurucusu Sıtkı Varoğlu'nun ABD'de yaşayan 4 varisi aldı.

Vali ve başkan bize destek olsun

Konak ve Karşıyaka sahnesinde 2007 yılını yüzde 100 dolulukla geçirdiklerini belirten İzmir Devlet Tiyatrosu Müdürü Hülya Savaş, büyük bir korku yaşadıklarını dile getirdi. Karşıyaka sahnesinde 1985 yılından bu yana kiracı olarak faaliyet gösterdiklerini belirten Savaş, "Binanın yerine iş merkezi yapılacağından söz ediliyor. İzmir Valisi Cahit Kıraç, Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak bize destek olsun" dedi.

(Kaynak: Yeni Asır, "İzmir halkına sanat darbesi")

Tuhaf derginin son sayısından

Editörden/Mustafa Demirkanlı
Haberler
"Sivas '93": Tarihsel Anımsatma
Genco Erkal İle; Sivas’93’ün Satır Aralarında Bir Gezintiye Çıktık, Katılır mısınız? / Özlem Özdemir
Evlilik Üzerine Traji-komik Bir Düet: "Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler"/A. Deniz Bozer
Yeni bir tiyatro daha kuruldu Özdemir Abi:9 Ay Son Gün/Üstün Akmen
"Gary/Ajar", "Groucho Marx", "Les Diaboluges" (Şeytani Diyaloglar)/Tilda Tezman
Nejat Birecik İle Kocaeli Şehir Tiyatrosu'nun Dünü Bugünü Üzerine/İsa Karslı
Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirisi/Robert Lapage
Suya sabuna dokunmayan:"Bir Şehnaz Oyun"/Ragıp Ertuğrul
Shakespeare Antisemit miydi?/Robert Schild
"Kazankaya"dan tam anlamıla "Bravo"luk bir yorum:Venedik Taciri/Üstün Akmen
Herkes kurban herkes katil:"Geçmişten Gelen Kadın"/Efnan Atmaca
Beylik tabiriyle: "Nedim Saban Nereye Koşuyor?"/Robert Schild
Cambridge Ve Shakespeare Festival/Hale Seval
Tiyatromuz Seyircisine Bakıyor/M. Sadık Aslankara
TV Dizileri Tiyatroyu Emiyor Mu?/Duygu Atay
De Ki Yayınlarından Üç Tiyatro Kitabı(Çağdaş Tiyatroda Kültürlerarası Eğilim-Amerikan Tiyatrosunda Aile Ve Başarı Düşü-Ritter Dene Voss)/Volkan Çağlayan
20 Mart Dünya Çocuk Ve Gençlik Tiyatroları Günü/Tülin Sağlam
20 Mart Dünya Çocuk Ve Gençlik Tiyatroları Gnü Uluslararası Bildirisi (Çocuk Ve Gençlik Tiyatroları Küreselleşirken)/Kim Woo Ok
Gençlik Tiyatrosu Ve Yaratıcı Drama/Ali Kırkar
Uluslararası İstanbul Kukla Festivali Sanat Yönetmeni Cengiz Özek'e Ödül
"AST" İki Yeni Oyunla Çocukların Karşısında/Hanife Benzer

Not: Ayrıca değerlendireceğiz...

GÜNEY çalışıyor



Güney Sanat Topluluğu'nun da (GST) sahne alacağı


SCT Orturbo Filtre İşçileriyle

Dayanışma Etkinliği


Tarih: 16 Mart 2008 Pazar
Saat: 13.00
Yer: Atlıhan Müzikhol
(Çakmak Caddesi Çukurova İş Merkezi - ADANA)
Düzenleyen : SCT Orturbo Filtre İşçileriyle Dayanışma Platformu


(Bakınız: GÜNEY)

10 Mart 2008 Pazartesi

3. Abdülhamid, hedef saptırıyor!

Ön not:

3. Abdülhamid;

"(Her iki kişi de hem bize hem adı geçen kişinin -Hilmi Bulunmaz'ın- sitesine mail yollayarak videonun altına bir nevi tekzip sayılabilecek not düşülmesini sağlamıştır teşekkür ediyoruz)"

diyerek gerçeğin bir kısmını söylüyor. Gerçeği gizliyor. Oysa "her iki kişi" değil, sadece Tarkan Çuhacı, "adı geçen kişinin -Hilmi Bulunmaz- sitesine mail yolla"dı. Coşkun Irmak, "adı geçen kişinin -Hilmi Bulunmaz'ın- sitesine mail yolla"madı. Tarkan Çuhacı'nın yolladığı mail'i ("...Bir link geldiğini ve benimde Ertuğrul bey'e saygı duyduğumdan bilinçsizce üye olduğumu söyledim..") anında yayımladık. Mail, hem videoların altında yayımlandı, hem de bu yazının aşağısında yayımlandı. 3. Abdülhamid gibi işimize geleni yayımlayıp, işimize gelmeyeni yayımlamayan bir mantığa sahip olmadığımızdan, anında yayımladık. Yineliyorum; 3. Abdülhamid, her zaman yaptığını yapıyor ve gerçeği gizleyerek yalan söylüyor!... HB

***

HİLMİ BULUNMAZ ADLI KİŞİ BU KEZ DE TİYATROM YAZARLARINA AĞIR SÖZLER SARF ETTİ TİYATROM'A YAZANLARI ALÇAK VE ŞEREFSİZ OLMAKLA SUÇLADI
Uzunca bir süredir internet yayınlarının gündemini işgal eden Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel'in özellikle tiyatrom editörü, tiyatro dergisi editörü ve tiyatro dünyasından pek çok kişiye yönelik ağır eleştirileri biliniyor ve çeşitli ortamlarda tartışılıyor, protesto ediliyordu. Polemiğe aracı olmamak adına uzunca bir süre adını bile anmadığımız Hilmi Bulunmaz 3 farklı parasız bloğundan ve her hafta çekip internette yayınladığı videolardan ağır sözler ve açık küfürler sarf etmekteydi. Dün yayına verdiği en son video kaydında yine pek çok suçlamanın yan sıra sitemiz editörü Ertuğrul Timur'un Tarkan Çuhacı'yı ısrarla kendine karşı yönlendirdiğini iddia ediyor, Coşkun Irmak'ın onurlu ve şerefli bir insan olduğu için tiyatrom'a artık yazmadığı yorumunda
bulunuyordu (Her iki kişi de hem bize hem adı geçen kişinin sitesine mail yollayarak videonun altına bir nevi tekzip sayılabilecek not düşülmesini sağlamıştır teşekkür ediyoruz) Editörümüze yönelik tekzip edilmiş bu sözde suçlamaların ardından Hilmi Bulunmaz video kaydında yazarlarımızı hedef alarak Her kim ki 3.Abdulhamid'in sansürcü sitesi olan tiyatrom.com da yazarsa alçaktır , şerefsizdir. Coşkun ırmak niye ayrıldı tiyatrom.com dan ? çünkü onurlu insan, ahlaklı insan. Şerefsiz değil. O.... Ç......değil. (biz ana sayfamızı daha fazla kirletemediğimiz için açık yazamıyoruz.) Bize aylardır ağır hakaretlerde bulunulmasını sabırla karşıladığımız bu kişinin sitemize yazan onlarca kişiye yönelik bu haddini kat kat aşan sözlerini şiddetle kınıyoruz. Biz ara ara yada düzenli olarak sitemize yazan Orhan Aydın, Orhan Kurtuldu, Ulvi Alacakaptan, Adem Dursun, Kemal Oruç, Orçun Masatçı, Mehmet Tekkanat, Ufuk Tan Altunkaya ve daha çok sayıda değerli tiyatro insanımızın ve yazı dünyasına tiyatrom ile atılan çok sayıda genç arkadaşımızın alçak, şerefsiz olarak nitelendirilmesini hazmedemiyoruz ve hazmetmeye de niyetimiz yok. Tiyatrom yazarlarının da okurlarının da gereken cevabı vereceklerinden eminiz.

***

(Ayrıca bakınız: coskunbuktel, "'Yaşasın Sansür' skandalı")

(Not: 3. Abdülhamid'e yanıt verilecek!...)

***

Not: Tarkan Çuhacı'nın bize yolladığı e-posta:

"Merhaba Hilmi Bey,

Son yayınladığınız video da malesef konuşmadığım şeyler söylemişsiniz.. Ertuğrul bey'in facebook ta açılan gruba üye olmam için bana ısrar ettiğini söylemişsiniz.. Ben size öyle birşey asla demedim..Sadece Bir link geldiğini ve benimde Ertuğrul bey'e saygı duyduğumdan bilinçsizce üye olduğumu söyledim..Lütfen bu talihsiz açıklamınızı düzeltmenizi, Aşağıda tekzip yazımı videonuzun altındaki yorum bölümüne eklemenizi rica ediyorum..

Tiyatro yaşamınızda başarılar dilerim.. Hoşçakalın....

' Ben Tarkan Çuhacı Ertuğrul Bey'in facebook ta açılan gruba ısrarla beni üye yaptığı yanlıştır..Bunun dışında bu tarz olayları tiyatromuza hiç yakıştırmıyorum..'"

Demirkanlı zırvalıyor!

Mustafa Demirkanlı
10 Mart 2008


Ah Büktel, Vah Büktel...


Olmuyor, olmadı, olmayacak. Mütevazılık: Zayıflık değildir, korkaklık hiç değildir, beceriksizlik, başarısızlık da değildir, mütevazılık bir erdemdir. Eleştiri ile saldırı sınırları birbirine karıştı mı, gözler kararır, öfkesine yenilir insan.

Pırıl pırıl bir insan; Özdemir Hoca’ya (Nutku) demediğini bırakmadın. Sana yanıt verdi, senin oyununun özgün olduğuna eminim, dedi, yetmedi sana, yetmedi çünkü saldıracak birini arıyordun. Ne yapmalıydı Özdemir Hoca? Taksim Meydanı’nda intihar mı edecekti? Kaldı ki aynı adla bir oyunun olup olmadığı henüz açıklığa kavuşmadı. Ama kezzap içmiş gibi haykırtan başka bir yazar olacağını sanmadığım için, oyununun özgün olduğuna inanabilirim.

Dünyayı kendi etrafında döndürmeye çalıştın, öyle sandın. Kitapların eleştirildi, tek laf edemedin, yazılarımda tek virgül hatası yok, dedin, çok daha vahim birçok hata önüne kondu, muhatap almam, dedin, yanıtlamadın, hatalarını savunamadın. Evet tiyatrooyun editörü mahlas bir isim, gerekçesini anlattı hak verdim, çok fazla insan hak verdi, hele hele protestoya imza verenleri aramanızdan, hosting firmasını aramanızdan sonra çok daha fazla hak verdim. Kendisi arzu ettiği zaman açıklar kimliğini, açıklamasa da hiç önemli değil, önemli olan yazdıkları. Her konuya anında “salça” olan arkadaşının yalanlarını tek tek gözümüze soktu, ama tek cümle duymadı kimse, küfürlerinin dışında. Tiyatrooyun zaman zaman senin ve kuyumcu arkadaşının üslubuna uydu, eleştirdim. Doğru yazdıklarını destekledim, yine destek veriyorum, ama şartlı olarak. Senin ve kuyumcu arkadaşının düzeyine inerse desteğimi çekerim, sanırım diğer destekleyenler de, çeker desteğini. Ama önemli bir şey yaptı; seni ve arkadaşını insanların daha iyi tanımasını sağladı. Ben bile şaşırdım geldiğin noktayı görünce.

Peki, siz neler yaptınız? “…bundan böyle de, bile bile (ya da bilmezden gelerek) hâlâ destek veren bir tek kişi çıkarsa, o da o….. çocuğudur.” (Bu alıntı Coşkun Büktel’den, adlı adıca yazıyor, ben sansürledim.) dediniz, bu hakarettir ve bir yazara yakışmaz, sözün bittiği yerde kullanılır, bir yazarın ise sözü bitmez. Hatta neden bu küfür ettiğinizi şöyle açıkladınız: “… Hiç kimsenin "şerefsiz, o….. çocuğu" sözlerini kabul etmeyeceğini düşündük.” (Bu alıntı Hilmi Bulunmaz’dan, o da adlı adınca yazıyor.) dediniz, bu tehdittir, yapılmasını istemediğiniz bir şeye karşı insanları engellemek için yapılan bir tehdittir, buna hakkınız yok, insanlar en doğal haklarını kullanarak sizi protesto ediyor. Büktel sana söylüyorum: Bir yazara yakışmaz tehdit etmek, tehdit sözün bittiği yerdedir, bir yazarın ise sözü bitmez, bitmemeli. Bırak arkadaşın istediği gibi her yöntemi kullansın, baksana deştikçe ne ilişkileri çıkıyor ortaya, kim bilir daha neler öğreneceğiz?

“Bir insanın, yalnızca, "Burak Caney'i ait olduğu yere, sanal mezarlığa gömdük" cümlesini (bir sürü karşı kanıta rağmen) yeterli kanıt sayarak ve kanıta muhtaç bu salakça kanıta dayanarak; o cümleyi kurmuş olan insanı (Hilmi Bulunmaz'ı) "hacker" olmakla suçlaması için, belki hukuk nedir bilmeyen bir salak olması yetebilirdi; ama Bulunmaz'ı "hacker" sayan o salağın, Bulunmaz'la arkadaş olan (dürüstlüğüyle maruf) Coşkun Büktel'in de "hacker" olduğunu ilan edebilmesi için, yalnızca salak olması yetmezdi; Mustafa Demirkanlı kadar insanlıktan nasipsiz, ahlaksız, yalancı, pespaye ve alçak olması da gerekirdi/gerekti.”

Birkaç kez yazdım, bu iddia bana ait değil, Hilmi Bulunmaz’n kendi yazdığı, itiraf ettiği bir durum. Merak ettiğim, bu itiraftan sonra (bir sürü karşı kanıta rağmen) derken, karşı kanıt dediğiniz nedir, yazmıştık, biz yapmadık demekten başka karşı kanıt dediğiniz nedir? Yineliyorum: "Burak Caney'i ait olduğu yere, sanal mezarlığa gömdük" cümlesi ya da itirafı bana ait değil. Sen ne diyorsun? (bir sürü karşı kanıta rağmen), nerede bu kanıtlar?

Tekrar arkadaşına döneyim. Altın, elmas, zümrüt ticareti yapacak, video kaydında benim çok param var, 200 metrekarelik, bahçesinde köpeği olan, kapısında biri 2008 model iki arabam var diyecek, sonra 17 yıldır tiyatro dergisi çıkartan bana, dergiye reklam aldığım için “çanak yalayıcısı” diyeceksiniz. Ve ben size, sizin üslubunuzla seslenmediğim için mağdur olacağım, öyle mi? Dergiyi beğenmeyebilirsiniz, eleştirebilirsiniz de ama hakaret etme hakkını nerden alıyorsunuz? Daha iyisini, daha güzelini, daha doğrusunu çıkartın, başka bir işten (altın, zümrüt, elmas ticaretinden) kazandığı/nız (Muhtemelen sana da pay düşüyordur diye tahmin ediyorum.) bol parası olan bir arkadaşın var, reklam da almazsınız, istediğiniz gibi de dağıtırsınız, sizin dağıtım maliyetini karşılayacak paranız da var. Ama önce çıkartın. Arkadaşın denedi, ilk sayıdan sonra sen bile dayanamayıp eleştirdin “Ben böyle bir oyunda yokum” diye. Sonrasında, 3-4 sayı çıktı, ses yok, ama bu arada kapitalist oyun dergisi adını taktığı “Oyun” dergisi için dalga geçen yazılar yazmaktan geri kalmadı. Bir ara oğlum askerde, gelsin devam edeceğiz, dedi, anlaşıldığı kadarıyla oğlu da gelmiş askerden, site susturma girişimleri yerine arzu ettiğiniz gibi bir dergi çıkartın, “Ben böyle bir oyunda yokum” diyeceğine, sen de destek ver arkadaşına, arzu ettiğiniz gibi bir dergi çıkartın, engelleyen mi var? Be insanlar, ne diye her gün hakaret edersiniz, Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’ne ve bana?

Tiyatrom.com editörü ve Yayın Kurulu üyemiz Ertuğrul Timur da ödüllere karşı ve ödül haberini sitesine girmiyor. Ne ben ona kızıyorum ne o bana hakaret ediyor. Herkes kendi doğrularıyla, yanlışlarıyla baş başa, eleştiri tabii ki ama sizin yaptığınız eleştiri değil, hakaret. Ödülleri, ödül verenleri, düzenleyicileri, alanları eleştirebilirsiniz, en doğal hakkınız. Ama, şu cümleler eleştiri mi, hakaret mi? “Ahmet Levendoğlu, yalancılığı defalarca kanıtlanmış Mustafa Demirkanlı'nın elinden ödül alarak, yalancılık suçuna ortak olup, yalancılığa ödün verdi!...” Bu mu eleştiri dediğiniz?

O kadar çok sıralanabilir ki, şimdilik bu kadarı yetsin.

Ama sadece bunlardan dolayı bile, açılmış bir protesto grubuna katılabilinir, ben de katıldım ve katılmakla kalmayıp portal’den destekliyorum ve bugün itibariyle yaygınlaştırmak için de elimden geleni yapacağım. (10 Mart 2008)

Gelelim bugüne…

tiyatrooyun.org sitesinde 18 Şubat’ta duyurulan ve 22 Şubat’ta kanıtlarıyla açıklanan iddiaya. İddialar yayımlandıktan sonra, emin olmak için, hem hosting’i hem de webmaster’ı aradım. Murat Bey’le ve Kemal Halaç ile konuştum. Sitede haber olarak açıklananları her iki şahısta aynı şekilde açıkladı, bir eksiği var, 18 Şubat’tan önce de aranmış hosting, ancak arayanların kimliklerini bilmiyorlar. Ama, Hilmi Bulunmaz ve Cemal Bulunmaz’ın aradığı telefon numaralarıyla sabit, Cemal Bulunmaz’ın msn kayıtları da yayımlandı ilgili sitede. 22 Şubat’tan sonra da aranmışlar, küfür ve hakaret dolu telefonlar, ancak bu kişiler ve numaraları belli değil, hukuksal bir sürece gidilirse, aranılan saatlere ait kayıtların bulunması çok zor değil. Aslında çok önemli de değil. O gün bugündür, ilgili kişiler, suçlanan kişiler tek laf etmedi, adeta suçlarını kabul ettiler, konuları değiştirip hakaretlerine devam ettiler ama “biz aramadık” demediler, “biz aradık ama şu gerekçeyle” de demediler. Sen haykırıp duruyorsun ama bir önemi yok, iyi niyetli bir bakışla sen de kandırılmış olabilirsin, suçlananlar ağzını açıp tek laf etmediler bugüne kadar. (10 Mart 2008) Sen ki, “insanları ismimi ve isimlerini vermeden suçlayacak kadar alçak değilim.” diyen birisin, ama adını ve telefon numarasını gizleyerek arayanları temize çıkarmak için bu kadar çırpınman neden? Bırak aradılarsa neden aradıklarını, kaç kere aradıklarını kendileri açıklasın. Eleştireceksen, adınızı belirtmeden neden aradınız (Sonrasında isim belirtmekten bahsetmiyorum, ilk aradıklarından bahsediyorum.) diye arkadaşlarını eleştir.

Bir ses kaydıdır gidiyor…

22 Şubat’ta siteye ek olarak girmiş editör, ses kaydı yokmuş, arayanlar için önemli bir avantaj, yine hukuksal bir durumda ortaya çıkması hiç de zor değil. Bence çok da önemli değil, Büktel siteye, sitede yazanlara hakaretler yağdıracağına, konunun etrafında dönenip duracağına sık kullandığı bir cümlesini kurarak başlasın: “Açıkça, mertçe, Türkçe ifade ediyorum ki, ben ne hosting’i aradım ne webmaster’ı aradım ne de arandığıyla ilgili bir bilgim var, ben iddiaların hiçbirinde yokum, hiç kimse bu domain’i bize satın demedi.” der veya –aslında senin yaptığına ilişkin bir iddiaya ben rastlamadım ilgili sitede- hiç sesini çıkartmaz veyahut sadece arkadaşlarını savunur, ama ilgisi yoksa ilgiliymiş gibi ortalıkta tek başına dönüp durmaz. Ama nedense bir savumadır gidiyor Büktel’de; ses kaydı var mıydı yok muydu? Yokmuş, ama açılan telefonlar, kayıtlar, tespitler, msn kayıtları ortada duruyor, bu konularda Bulunmaz’lar üç maymunu oynarken, kendi deyimiyle (dürüstlüğüyle maruf) Büktel, arkadaşlarına; “Bu iddialara yanıt verin, ortada ev telefonu, aranan numara kaydı, msn kayıtları var, siz aradınız mı aramadınız mı?” demesi gerekmez mi?

Şunu biliyorsun, bu iddialara yanıt verilmeden rahat edemeyeceksin, içindeki Coşkun, arkadaşlarını korumaya çalışan Coşkun’la sürekli hesaplaşacak, yıllardır iddia ettiğin (dürüstlüğüyle maruf) sözcükleri beynini kemirip duracak ya da zaten bir etiketmiş sadece, önemsemeyip rahat rahat uyuyacaksın. Ama, yapacağın / yapa geldiğin küfretmek olmamalı, en azından senin için olmamalı Büktel. Artık, insanlara küfrederek, küfür tehditleriyle bir sonuç alamayacağını gör, eleştirilerini yap ama hakaret etmekten, küfretmekten vazgeç, bir yazara yakışmıyor, sana bile yakışmıyor.

Gelelim, gerçekten zurnanın zırt dediği yere gelelim:
“Geldik zurnanın zırt dediği yere. Grubunuz (yani Demirkanlı ve 3. Abdülhamid), hele bir suç duyurusunda bulunun da, dünyayı başınıza yıkayım. Şimdiye dek sabırlı davranmamın en büyük nedeni, dünya görüşümün sakinliği buyurmasındandı. Hele bir suç duyurusunda bulunun da dünyanın kaç bucak olduğunu görün…” (Bu alıntı Hilmi Bulunmaz’dan.) Yine tehdit… Suç duyurusunda bulunmak suç mu? İnsanlara, “yalancı” dizileri ile saldıracaksınız, “Mustafa Demirkanlı kadar insanlıktan nasipsiz, ahlaksız, yalancı, pespaye ve alçak olması da gerekirdi/gerekti.” diyeceksiniz, “O….. Çocuğu” diyeceksiniz, -ki bunu açık açık yazacaksınız, yetmeyecek video kaydı ile youtube, veoh gibi uluslararası sitelerde yayacaksınız, canınız istediği gibi hakaret ve küfür edeceksiniz… Sonra da tehditle engellemeye çalışacaksınız.; “Hele bir suç duyurusunda bulunun da dünyanın kaç bucak olduğunu görün…” diye de tehditler savuracaksınız. Ne yapacaktım? Sizin gibi küfür mü edecektim, yoksa gelip işyerinizi, evinizi mi basacaktım eşkıya gibi? Yoksa başımı önüme eğip susacak mıydım? Tabii ki hayır, ikinci dava açmam da size nasip olacakmış, ilk davamı zamanın Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren’e açmıştım, orduda teğmen iken daha, kazanmıştım da. Bana çok dava açıldı, çoğunu kazandım, devam edenler de var, ama (Evren’i saymazsak) ilk davamı sizlere açmış olacağım veya Evren’e ve size dava açmış olacağım. O da tehdit eder, elindeki gücü kullanırdı, konuşmanız, tartışmanız mümkün değildi.

İlgili tüm yazıların, video kayıtlarının mahkeme tarafından resmi tespiti yapıldığı için artık açıklayabilirim. Açacağım davalar hukuk davaları olacak, ceza davası açıp açmama konusunda hala kararsızım, aslında açmayı düşünmüyordum da, ama Bulunmaz’ın yukarıdaki aktardığım tehdit dolu satırları, meydan okuması beni kararsız bıraktı, tetikledi. Kendime yenilirsem, savcılığa suç duyurusunda da bulunabilirim, dediğim gibi kararsızım. Açılacak davalar: H. Hilmi Bulunmaz’a, Coşkun Büktel’e ve videoları yayan/yayımlayan sıfatlarıyla da Kazım Şimşek’e ve Cemal Bulunmaz’a olacaktır.

Çünkü sizin küfür ve hakaretlerinize karşı daha fazla sessiz kalamam, tartışma zemini ve olanağı da olmadığıma göre…

Not: Bir sonraki yazım Sayın Ulvi Alacakaptan’a olacaktır, tiyatrooyun’da yayımlananları okuyunca, Alacakaptan’ın söylemini çok yadırgadım, ama öncesinde ilgili linkleri göndermek istiyorum, belki savunduğu insanların kime hangi gerekçelerle ve nasıl küfrettiklerini görmemiş olabilir.

Coşkun Büktel’i Tanıyalım

(Kaynak: Burak Caney sitesi -Demirkanlı- "Ah Büktel, Vah Büktel...")

***

Bakınız:
Demirkanlı'nın Kirli Çamaşırları Serisi: Bir
YENİ YAZARIMIZ: MUSTAFA DEMİRKANLI

Demirkanlı'nın Kirli Çamaşırları Serisi: İki
DEMİRKANLI İKİNCİ YAZISIYLA DERGİMİZDE

Demirkanlı'nın Kirli Çamaşırları Serisi: Üç
DEMİRKANLI ÖLÜNÜN ARKASINDAN YAZIYOR

Demirkanlı'nın Kirli Çamaşırları Serisi: Dört
DEMİRKANLI İŞBAŞINDA

Demirkanlı'nın Kirli Çamaşırları Serisi: Beş
DEMİRKANLI TEMİZ OLMAYA ÇAĞIRIYOR

Demirkanlı'nın Kirli Çamaşırları Serisi: Altı
DEMİRKANLI ANA AVRAT KÜFREDİYOR

Demirkanlı'nın Kirli Çamaşırları Serisi: Yedi
DEMİRKANLI KİŞİLERLE UĞRAŞIYOR

Demirkanlı'nın Kirli Çamaşırları Serisi: Sekiz
DEMİRKANLI TİYATROYU ZEHİRLİYOR

Demirkanlı'nın Kirli Çamaşırları Serisi: Dokuz
DEMİRKANLI PANELİZME BEL BAĞLAMIŞ

Demirkanlı'nın Kirli Çamaşırları Serisi: On
DEMİRKANLI YALANLARINI SÜRDÜRÜYOR

Demirkanlı'nın Kirli Çamaşırları Serisi: On Bir
YALANI YALANLA ÖRTMEK

Demirkanlı'nın Kirli Çamaşırları Serisi: On İki
COŞKUN BÜKTEL BULAŞMA, İŞİNE BAK!

Demirkanlı'nın Kirli Çamaşırları Serisi: On Üç
İŞ YAPAN, BULAŞIR!

Ayrıca bakınız:
YALAN: 28
YALAN: 27
YALAN: 26
YALAN: 25
YALAN: 24
YALAN: 23
YALAN: 22
YALAN: 21
YALAN: 20
YALAN: 19
YALAN: 18
YALAN: 17
YALAN: 16
YALAN: 15
YALAN: 14
YALAN: 13
YALAN: 12
YALAN: 11
YALAN: 10
YALAN: 9
YALAN: 8
YALAN: 7
YALAN: 6
YALAN: 5
YALAN: 4
YALAN: 3
YALAN: 2
YALAN: 1

Daha ayrıca bakınız:
"Onubiryerde yalanlar"
"Onbeşibiryerde yalanlar"
"Yirmisibiryerde yalanlar"

Daha da ayrıca bakınız:
HESAP SORUYORUZ! / 1
HESAP SORUYORUZ! / 2
HESAP SORUYORUZ! / 3
HESAP SORUYORUZ! / 4
HESAP SORUYORUZ! / 5
HESAP SORUYORUZ! / 6
HESAP SORUYORUZ! / 7
HESAP SORUYORUZ! / 8
HESAP SORUYORUZ! / 9

(Kaynak: Büktel, "İftirayı nasıl itiraf ettirdik")

***

Hilmi Bulunmaz'ın notu: Yazıya yanıt verilecek. Davaya karşı dava açılacak!...

Sen Gara Değilsin


Online Videos by Veoh.com
Online Videos by Veoh.com
Online Videos by Veoh.com

M. Sadık Medin'den bir tutam şiir

Şair Medin tarafından yazılan kitabın ön ve arka kapaklarını büyük olarak görmek için, lütfen fotoğrafların üstüne tıklayınız.

9 Mart 2008 Pazar

Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 7

.
Burak Caney'in "yaratıcı zekasından"(!) fışkırmış olan görsel sanat şaheserlerini iftiharla sunuyoruz!...Burak Caney takma adı ardına gizlenmiş korkak sapığı hala destekleyen herkes orospu çocuğudur!...

Burak Caney takma adı ardına gizlenmiş korkak sapığı hala destekleyen herkes orospu çocuğudur!...


Burak Caney takma adı ardına gizlenmiş korkak sapığı hala destekleyen herkes orospu çocuğudur!...


Burak Caney takma adı ardına gizlenmiş korkak sapığı hala destekleyen herkes orospu çocuğudur!...

Burak Caney takma adı ardına gizlenmiş korkak sapığı hala destekleyen herkes orospu çocuğudur!...

Burak Caney takma adı ardına gizlenmiş korkak sapığı hala destekleyen herkes orospu çocuğudur!...



Burak Caney takma adı ardına gizlenmiş korkak sapığı hala destekleyen herkes orospu çocuğudur!...



Burak Caney takma adı ardına gizlenmiş korkak sapığı hala destekleyen herkes orospu çocuğudur!...




Burak Caney takma adı ardına gizlenmiş korkak sapığı hala destekleyen herkes orospu çocuğudur!...


Burak Caney takma adı ardına gizlenmiş korkak sapığı hala destekleyen herkes orospu çocuğudur!...

Burak Caney takma adı ardına gizlenmiş korkak sapığı hala destekleyen herkes orospu çocuğudur!...

3 Mart 2008 Pazartesi