13 Eylül 2007 Perşembe

İradesine sahip çıkamayan Gül, memlekete sahip çıkacak!...

tıkla

kanı yakan tank

üstümüze geliyor
çocukların üstüne
öldürüyor bizi
çocukları öldürüyor

kan akmıyor ölülerden
çocuklardan kan akmıyor

kanı yakan tank
kan izi bırakmıyor

Faşizme karşı sanat!...

12 Eylül ve Sanat başlıklı panelde konuşmacıydım. Konuşma yapmadan önce, iki genç çıktı sahneye ve yeni yazdıkları, dumanı tüten kitaplarını tanıttılar. Heyecanlıydılar. Heyecan verdiler ve faşizme karşı bilincimizi ışıttılar...

Ellerine sağlık:


Sene 1980, susturulmuş bir dünyaya çığlık olarak gelenlerin tarihi. 1 Mayıs 1977 alanına bir mektup yazıyoruz. Ağrılı sol taraf diyenlere, ağır sol-uk'ların diyenlere doğum çığlıkları atıyoruz. Doğduk 1980'de avaz avaz...Hem dem Eylül olan senelerin çocukları büyüdüler. Elleri kalem tuttu. Sonra zaten aldı bir düşünce..Yazdılar. Güzü dahi ısıtlar. Yürek sıcak. Yürek solda atar. Yürekleri karartanı biliyoruz. Intercontinental'de ara'mı'yoruz, yaralar kanıyor Pamuk Eczanesi'nde sara'mı'yoruz, Kazancılar Yokuşu'ndan aşağı hızlıca koşa'mı'yoruz, yol çık'ma'z. Biz yazdık kışa dönmemek için...



tıkla

12 Eylül 2007 Çarşamba

Mesele çıkıyor...

"MESELE"Yİ ORTAYA KOYMAK: AGORA KİTAPLIĞI BÜNYESİNDE BİR KİTAP DERGİSİ...


Dergisiz bir yayın hayatı, çöldür. Bu yüzdendir ki günümüzün yayıncılığının sergilediği eğreti duruşta, bir avuç örneği dışında dergisizliğin rolü büyüktür. Agora Kitaplığı, bu bilinçle, yayın hayatının dördüncü yılına girerken dergisini çıkarmaya hazırlanıyor: "Mesele". Bu adı taşıyacak olan 'kitap dergisi', şu anda muadilleri bol miktarda bulunan ve en iyisinden 'sektör içi hizmet bülteni' işlevi gören kitap tanıtımı dergileriyle alakası olmayan bir dergi olarak tasarlanıyor. Başka bir ifadeyle, kitabı bahane ve vesile eden, kitaplara değerek, kitaplar üzerinden, bazen de kitaplara teğet geçerek Türkiye'nin edebi-siyasal-kültürüne 'soldan' müdahil olmayı amaçlayan, edebiyattan siyasete, kültürel çalışmalardan tarihe, teoriden denemeye, sinemadan tiyatroya bütün alanları kuşatmayı öngören bir 'kültür dergisi'. Dolayısıyla, içinde yer alacak yazı ve söyleşilerin mutlaka bir kavram izi süreceği, bir argümanı ortaya koyacağı veya irdeleyeceği, güncel hayat için hakikaten anlamlı olan tartışmalara el atacağı, izlenimden ziyade fikriyatı esas alacağı, sağlam omurgalı, 'dert sahibi' bir dergi kastedilen. Güncel ve tarihsel konularla anlamlı ve verimli tartışmaları besleyen yazı ve söyleşilerden menkul bir 'kültür dergisi' işlevini görmesi tasarlanan "Mesele", Osman Akınhay'ın editörlüğünde, Foti Benlisoy, Aykut Tunç Kılıç ve Bekir Tarık'tan oluşan bir yayın kurulu eliyle hazırlanıyor.


İÇİNDEKİLER // 09


12 Eylül'ü Tane Tane Anlatmak
Osman Akınhay

Edebiyat 12 Eylül'ü Kalben Destekledi!
Şükrü Argın'la Söyleşi

Zafer'den Önce, 'Yenilgi'den Sonra
Berat Günçıkan

Romanın Etiği: Yazmak ya da Susmak
Hasan Bülent Kahraman

Eski Siyaset, Eski Örgütlenme Biçimi Doygunluğa Erişince…
Alain Badiou

Gülten Akın Şiiri: Muğlak 'Ben'
Kemal Varol

Halkın Dostları: Hayali Miras
Selim Temo

İdil Biret'i Okurken
Mehmet Ergüven

"Aşk Hastalığı" İçin Kenar Notları
Mustafa Ever

İlber Ortaylı'nın Oryantalizme Bakışı Hakkında Bir Eleştiri
Atalay Gündüz

"Özgürlük ve Örgütlülük" ya da İnsanın Özgürlük Serüveni
Özen Aşut

Doğu Alman Gizli Polisi Stasi ve Başkalarının Hayalleri
Slavoj Zizek

Stasi: Korku ve Dehşetin Tiranlığı
Özcan Yurdalan

Homeros saati; üçüncü çalışma...

11 Eylül 2007 Salı

Doktorlar da yazar...

8 Eylül 2007 / Cumartesi günü, Hadi Çaman Tiyatrosu'nda yapılan 12 Eylül ve Sanat başlıklı panelde konuşmacıydım... O gün, Sorun Yayınları'nın sorumlusu Sırrı Öztürk; iki Sorun Polemik dergisiyle birlikte, iki de kitap armağan etti. Birini okumaya başladım: Tıbbıye-i Şahane'de 20 yıl... Tolga Ersoy'un kaleme aldığı bu kitap, güçlü bir yazarlık örneği olmasa da, güçlü bir insancıllık örneği...

Herşeyin olduğu gibi, tıp biliminin de, sınıfsal irdelemeye gereksinim duyduğunu ayrımsayan Ersoy, dili döndüğünce, bu işi hakkıyla yerine getiriyor...

Yeni okumaya başladığım kitap, okunduktan sonra, yeniden ve daha derinlikli olarak irdelenecek...

Yayınevi tanıtımından aktarıyoruz:


"...niçin mi anılarımı yazıyorum ya da anımsadıklarımı yorumluyor ve bu sığ anı dünyamdan kesin yargılara ve sonuçlara varıyorum!.. Başta piyasada yeterli bollukta bulunan doktor anılarını okumaya alışkın okuyucular olmak üzere, tüm okurlarım için bu sorunun yanıtı laf uzatılmadan verilmeli. Evet, o anıların yazarları gibi ya da piyasa şartlarında popülerleşmiş ve ileride anılarını yazarak best-seller olacağına inandığım birçok meslektaşım gibi öyle şanlı şöhretli bir hekim değilim. Ne sanatçı maskesi ile ortalığa salınmış orospuların kürtaj öykülerini biliyorum, ne de sanal güzelliklerin estetik müdahalelerinden haberim var. Hiçbir politikacının hekimliğini yapmadım, yaptıysam da haberim olmadı. Savaş hekimliği yapmadım; 'üstün mesleki başarılarım' olmadığı gibi onlara ekleyeceğim kahramanlık öykülerim de yok, idealist ve kahraman hekimi oynama fırsatım olmadı...

Ancak doğru olan bir şey daha var ki, o da iyimser bir tahminle ülkemdeki hekimlerin en azından yüzde doksanbeşinin meslek yaşamının ve yaşadıklarının benimkinden hiç de farklı olmadığı gerçeği. İşte bu anılar-denemeler-incelemeler bu gizli gerçeğin açığa çıkartılması ve paylaşılması için kaleme alınıyor.

Yoksayılan, önemsenmeyen o müthiş çoğunluğun gerçeği, Türkiye tıbbının sosyal yaşamının gizli gerçeğini oluştururken onbinlerce hekimin yaşadıkları da bir anlamda gizli kalmış tarihimizi anlatıyor.


"Beni varsıl kılan, toplumsal konumum ve statüm değil, kendi yargılarım ve kendi yanımda taşıdıklarımdır, yalnızca bunlar tümüyle bana aittir ve elimden alınamazlar."

Epiktetos

tıkla

İşkenceye zam yapan Kenan!...

Asker demokrasisi!...