şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2007 Pazar

kemik küçük köpek çok

tiyatro esnafına ithaf


yaşam bir tiyatro sahnesi
efendiler var yukarıda
aşağıda köleler
daha da aşağıda köpekler

natüralist bir oyun sahneleniyor
efendiler locada
köleler oturuyor yerlerde
sahnede köpekler

ortada bir kemik
küçük
etrafında köpekler
büyük bir kavga veriliyor

kemik küçük köpek çok

8 Ekim 2007 Pazartesi

konuşan köpek

bir köpek sordu
beni kimler öptü

yanıt verdim
beni kim öptüyse
bir fazlası öptü seni
çünkü herkesin öpücüğü
tazeliğini korudu bende
bir de ben öptüm seni
oldu bir fazlası

5 Ekim 2007 Cuma

bir sır var

bilinmeyen bir yerden geliyorum
bilinmez bir yere gidiyorum

bir sır var

bilinmeyen yerin kavgası benim
bilinmez yerin kavgası ben

bir sır var

güneş vurur gözüme
gölgem düşer düşlere

bir sır var

yürürüm bilinmeyen yerden
bilinmeze yürürüm

bir sır var

oysa kuşlar bilir gerçeği
bir de sivri dilli yılanlar

bir sır var

konuşamam kuşlarla
sivri dilli yılanla

bir sır var

19 Eylül 2007 Çarşamba

okul

bu kul
şu kul
o kul
tümü de geçti içinden
oldu kul
okul

18 Eylül 2007 Salı

ekmek ve çocuk

bir çocuk ekmeği öpüyor
sevgiden yoksun
bir ekmek çocuğu öpüyor
insandan yoksun

15 Eylül 2007 Cumartesi

anlamsızlık

tinim üşüyor
açlık çekiyorum
hiç de anlamı yokken
yüreğim daralıyor
her daim
buna anlam veremiyorum
vuruyorum kendimi dağlara

22 Temmuz 2007 Pazar

vatanınızı çalacaklar

tolstoy'a

rengini değiştirdi
bir de duruşunu
faşizm
aldattı insanları

-vatanınızı çalacaklar!

seçeneksiz seçime gitti
bir de umutsuzluğa
faşizm
çaresiz bıraktı insanları

-vatanınızı çalacaklar!

oysa vatan duruyor yerinde
küçük bir mezar olacak bize
faşizm
kandırdı bizi

-vatanınızı çalacaklar!

ölüm kokan kan çiçekleri

acar burak bengi'ye

herşey öyle kan rengi
ve herşey öyle ölüm ki
vatan emrediliyor bize
oysa öldürmek istemiyor insan
öldürmek istemiyor kendine benzeyeni

12 Temmuz 2007 Perşembe

лестница

ömrüm bir merdiven
akıyor göğe doğru

balıklar yüzüyor içinde
kuşlar uçuyor
ömrüm akıyor göğe doğru

çiçek bahçeleri gizli
erguvani umutlar
güneşi yutan ışık
ömrüm akıyor göğe doğru

10 Temmuz 2007 Salı

barış yapan kadınlar

kendime
doğum günü armağanı


yüzlerine gölge vurur
yüreğine aşk
savaşırlar barış için
nepalli kadınlar
savaşırlar

nepal dediğin nedir ki
her yanı dağ
çay kokar kadınların elleri
bir de barış
kokar

öyle mahzun bakarlar ki
ve öyle ısrarla
gözleri inmez yere
silah tutan elleri
inmez

nepalli kadınlar barış yapar
mao'nun gölgesi vurur
kadınların düşlerine
bir de umutla bakarlar
geleceğe

6 Temmuz 2007 Cuma

bir ressam kuş konduruyor duvara


ısınıyor gün
bir fırça darbesiyle
mutlu oluyor insan
dudaklar açılıyor
türkü konuyor denize
birdenbire
ısınıyor gün

bir ressam kuş konduruyor duvara

ısınıyor gün
renkler soluklanıyor
yeniden doğuyor insan
yüreği genişliyor
bir deniz hıçkırıyor
birdenbire
ısınıyor gün

bir ressam kuş konduruyor duvara

3 Temmuz 2007 Salı

yıkıntı

büyük bir kentin ortasındasın
küçük bir evde yaşıyorsun
kitaplığın dolu tıka basa
yutmuşsun dünyayı

yıkıntı

beğenmiyorsun kimseyi
kimse de beğenmiyor seni
hoşnutsun durumundan
yutmuşsun dünyayı

yıkıntı

inanmıyor sana insanlar
yutkunuyorsun her an
sessizlik ürkütüyor sesini
yutmuşsun dünyayı

yıkıntı

28 Haziran 2007 Perşembe

bir akademisyenin ince doğranmış dili

kalın duvarları var
okulunuzun
içeri ışık sızdırmayan

bin yıllık sırlarınız gizli
raflarda
bir de halka uzak diliniz

bir akademisyenin ince doğranmış dili

beyninizi kiralamışsınız
egemen patronlara
türkünün esamesi okunmaz ağzınızda

gözleriniz her daim şaşı
bilimin gölgesinde
o denli kibar bir dağarcık var ki dilinizde

bir akademisyenin ince doğranmış dili

renksiz rüyalar görürsünüz
düşüncesiz
kuramlar okursunuz

anlaşılmaz bir tanımlamayla
yaklaşırsınız bize
diliniz çürür sıcakta kalmış bir leş gibi

bir akademisyenin ince doğranmış dili

12 Haziran 2007 Salı

son kurşuna dek savaştı lilyana

önce savaşmayı öğrendi
sonra sevmeyi
lilyana dimitrova

önce savaştı hitler ordusuyla
sonra sevdi dağlarda gezmeyi
lilyana dimitrova

dünyayı sevdi
ülkesini sevdi
lilyana

kavgayı sevdi
halkını sevdi
dimitrova

sonunda sıkıştı dimitrova
gestapo sıkıştırdı lilyana'yı
son kurşunu kendine sakladı
lilyana dimitrova

tetik tık etti
yere yığıldı
lilyana dimitrova

ve düşman
teslim alamadı
yoldaşları yontusunu dikti lilyana'nın

ey dünya
ey bulgaristan
ey insanlığın umudu işçiler
yatıyor yoldaşınız lilyana kalbinizde

1 Haziran 2007 Cuma

cezayir sokağı

dar ve sıkıntılı bir yokuş
güneşe uzanan sır
tüm düşleri birleştirir
cezayir sokağı

ve
ama
önce
incil getirildi
ve
ama
sonra
toprağımız çalındı

çöl bize yetiyor
suyu özünde taşıyan kaktüs
katırtırnağının rengi
ve yılanların ıslığı
bize yetiyor

ve
fransızlar geldi
ve
ekmeğimizi çaldı

şimdi bir sokak var
uzak olmayan ülkede
yokuş ve sır dolu
cezayir sokağı

ve
kirletildi adı
fransızlar tarafından

gölgesinde mor menekşeler
güneşinde yeni doğmuş bebek sesleri
ve bahçelerinde nane kokusu yok
bir tek tabelası kaldı
cezayir sokağı

30 Mayıs 2007 Çarşamba

kan konuştu

kurtuluş savaşı kazanıldı
seyfi daha zengin
nuri daha yoksul oldu

16 Mayıs 2007 Çarşamba

renkler

karga kara
bulutlar ak
yaklaşır son

akbaba kara
yumurtası ak
kırılır zaman

timsah yeşil
çimen yeşil
ot yeşil

kestane kendi renginde
kahve de öyle
vişne çürüdüğünde renklenir

köpek rengarenk
kedi de öyle
insan düşündüğünde renk verir

13 Mayıs 2007 Pazar

yolculuk

ıssız bir gölge vurur
üşürüm

yıllar geçer üstümden
üşürüm

bir orman yanar
üşürüm

söner güneş
üşürüm

son yolculuk kapıda
üşürüm

28 Nisan 2007 Cumartesi

patlamış mısır kokuyor zaman

çocukluğum içimde yaşıyor
kısa pantolan giyen
ve düşlerinde yıldızlar gören
çok eskilerde kalan
çocukluğum içimde yaşıyor
.
patlamış mısır kokuyor zaman
yazlık sinema soğuk gazoz
ve bir de yılmaz güney kokuyor
çok hüzünlü günler var düşlerimde
patlamış mısır kokuyor zaman
.
japonkirazı ağacı konuyor düşlerime
bir de kokusu uzaklardan gelen şeftali
hacı leylekler konuyor düşlerime
kuzukulağı katırtırnağı konuyor
japonkirazı ağacı konuyor düşlerime
.
kulaklarım
hala ninni dinliyor
gözlerim
deniz görüyor
ellerim
ıssız bir geminin dümeninde
burnumda memleket kokusu
dilimde ekşi böğürtlen
.
patlamış mısır kokuyor zaman

27 Nisan 2007 Cuma

Son Mektup

konuk şair: behram su

Nefesini daralttığında ayrılıklar
Yorgun düştüğünde özlemlerden,
Sessizce koştun kumsallara
Özgürlük kumsallarına.

Ben ise kibirli arzularıma
Söz geçiremeden,
Kavgalarımla yalnız kalarak,
Uzandım sırtüstü gökyüzüne
Sizi seyrettim mapushanemden.

Gözyaşlarım ıslattı mı teninizi
Dokundu mu sitemler yüreğinize,
İsyankar haykırışım sağır etti mi
Dünyanızı;
Bilemem,bilemeyeceğim.

Hep ben kavgalarımla
Yalnız kalacak.
Ve seyredeceğim evimden
Canevimden
Gün batımını soluduğunuz anları.