berfin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
berfin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2007 Pazartesi

Anadolu'da Kızılca Halvet

arka kapak


Askeri Öner, 1945’te Tarsus’da doğdu. O yıllardaki adı Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi olan okulu bitirdi. 68’lerden aldığı ilhamla, yaşamını ulusal/toplumsal kurtuluşa ve tarihin tekerleğini ileri doğru döndürmeye adadı.

12 Mart 1971 darbesi ve Almanya’da 2-3 yıl süren sürgünden sonra 1974’te Türkiye’ye döndü… 1980’e kadar, güney bölgesinde sendikacılık, kooperatifçilik yaptı; işçi ve köylü kitlelerinin örgütlenmesine katkıda bulundu. Sonra hapislik, partisiz kalma dönemi…

İşte o boşlukta estetik ve sanatla ilgilenme fırsatı buldu; asıl yeteneğinin nerede olduğunu keşfetti. Yazdığı ilk senaryo, 1989 Yunus Nadi Ödülü aldı.

Özel olarak Türklerin tarihine eğilmek ve ideolojik kaynakları ile birlikte Anadolu’daki halk hareketlerini incelemek de bu yıllarda olanaklı oldu. Bu çalışmasını da filmi çevrilsin diye senaryolaştırdı. Genelde romandan senaryo çıkar ise de, “Anadolu’da Kızılca Halvet” romanı önceden yazılmış bu senaryodan çıkmıştır.

Yazarın, sinemaya olan yöneliminde ve sanata senaryo yazmakla girmesinde etkin bir neden olan görselleştirme gizilgücü, bu ilk romanının biçeminde de izlenir.

Anadolu’da Kızılca Halvet romanı, Babai İsyanı’na odaklanmış; isyanın tarihe geçmiş önderlerini ve dayandığı sosyal çevreyi ele almış ve öykülemiştir. Bu isyanın idealleri sonraki köylü isyanlarının da tetikleyicisi olmuş; Alevilik, Bektaşilik biçiminde günümüze kadar da devam edip gelmiştir.

Babailer İsyanı, herhangi bir halk isyanından daha başka bir şeydir. İsyanın gerçek niteliğini anlayabilmek için, öncesinde yer alan önemli tarihsel gelişmeleri; Batı’da Haçlı ordusu tarafından İstanbul’un zaptı ve Ortodoks-Hıristiyan coğrafyasında yarattığı ideolojik bunalımı, Doğu’da ise İslam Dünyasında Moğol istilasının yarattığı büyük yıkım ve bunalımları izlemek gerekiyordu. Yazar da bu yolu tutmuştur.

Anadolu’da Kızılca Halvet romanı, bir yerde şöyle bir soru da ortaya atıyor: Uygarlığın doruklarında iken, Moğol yayılmacılığını göğüsleyemeyen İslam Dünyası, günümüzün atom silahlarıyla donanmış “Moğollar”ına; ABD emperyalizminin yayılmacılığına İslam’ın başlangıcındaki değerlerine sarılarak direnebilecek midir?.. Acaba Doğu’nun Batı’yla rövanşındaki başarı şansı salt İslami değerlerde mi yatmaktadır?..

25 Ağustos 2007 Cumartesi

Eylül Sürgünleri

Güncelleme: Romanı okumadan, salt yayınevi sahibi İsmet Arslan tarafından armağan edildiği için, arka kapak yazısını sitemize taşıma isteği duymuştum. Ne var ki, okumaya başladığımda, roman olma niteliğine erişemediğini, siyasal ve ideolojik zaaflar taşıdığını, sosyalizme bakış açısının sakat olduğunu, estetik düzeysizlik içerisinde bulunduğunu... gördüm. Ne yazık ki, bu kitabı, okurlarıma öneremiyorum. Yayımlanmış herhangi bir yazıyı, sitemden çıkarma gibi bir alışkanlığa sahip olmadığımdan, bu güncellemeyi ekleme gereksinimi duydum...


arka kapak



Dönemler, zaman yumağı içinde alabora oluşlarla fazlalıklarını atarak tortulaşır ve gerçek kimliklerini arınmış olarak sanata, insanlara teslim ederler. Bu teslimiyet, gerçeğin işkencesiz, somut yansımasıdır.

12 Eylül gerçeği de, aradan geçen çeyrek yüzyıldan sonra tüm çıplaklığıyla teslim olmaktadır. Sanata yansıyan yüzü son dönemlerde iyice günyüzüne çıkmaktadır romanlarla, şiirlerle, resimlerle.

Daha önce Emeğin Öfkesi adlı yapıtıyla tanıdığımız Hüseyin Şengün, işte sözünü ettiğimiz bu dönemi Eylül Sürgünleri adıyla romanlaştırmış.

Öğretmen Ali Kemal'in gözünden bu dönem romanda yaşatılırken, zaman ve mekanın, olay örgüsündeki çözümleyici, duygusal/akılcı boyutunu akıcı bir dille izlemekteyiz. Sorun yaşananları anlamaktır, yoksa yaşam sizi dinlemeden akar gider. Bu noktada yaşamı nasıl suçlayabiliriz ki?

Eylül Sürgünleri, bir dönemin hilesiz bilançosudur.

tıkla: Kora Yayın