TYS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TYS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2007 Salı

Yazar ve öğrenciler Attila İlhan'ı anıyor

Türkiye Yazarlar Sendikası ile Özel Bahçeşehir Koleji'nin birlikte düzenlediği, "Ayrılık Sevdaya Dahil" başlığını taşıyan Attila İlhan'ı Anma Gecesi, bu akşam saat 20.00'de Bahçeşehir Üniversitesi, Beşiktaş Yerleşkesi, Fazıl Say Salonu'nda gerçekleştirilecek.

Gülsen Tuncer'in sunacağı etkinliğe konuşmacı olarak Enver Ercan, Öner Ciravoğlu, Salih Bolat, İlhan Gülek, Belgin Sarmaşık, Ülkü Karaosmanoğlu, Metin Celal, Atilla Birkiye, Zeynep Aliye ve Faruk Şüyün katılacak. Kültür-Sanat

tıkla: Zaman

4 Ekim 2007 Perşembe

TYS'de iktidara gelenler...

Yukarıda fotoğrafı görülen Türkiye Yazarlar Sendikası yöneticilerine oy vermedim...

Oy vermediğim yöneticiler:

Enver Ercan
Öner Ciravoğlu
Mustafa Köz
Mehrizat Poyraz
İlhan Gülek
Tevfik Taş
Nurullah Can
Nurduran Duman
Şenel Gökçe

tıkla

19 Eylül 2007 Çarşamba

Yazarlar anlatıyor...

Geleneği gençler anlamlı kılar


Mustafa Kara


Türkiye Yazarlar Sendikası, tartışmalı bir genel kurulun ardından yeni yönetimini belirledi. TYS’nin yeni Genel Başkanı Enver Ercan ile sıcağı sıcağına, TYS’yi, genel kuruldaki tartışmaları ve yeni dönem hedeflerini konuştuk. TYS gibi köklü bir örgütün “geleneği gençlerin anlamlı kıldığını ve filiz veremiyorsa geleneğin tarih olacağının bilincinde olduğunu” vurgulayan Enver Ercan, TYS’ye emeği geçmiş herkesi kucaklamak istediklerini ve TYS’nin onların da katılımıyla daha yetkin bir düzeye geleceğini söylüyor.

Türkiye Yazarlar Sendikası, tartışmalı bir genel kurulun ardından yeni yönetimini belirledi. Seçim ve geçmiş dönem için söylemek istedikleriniz var mı? Bir yazar örgütünde yaşanan “siyasal eğilim” tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Seçim bildirimizde de belirtmiştik: TYS’nin, 30 yılı aşkın bir geçmişi, geleneği ve tabii ki birikimi, kazanımları var. Her örgütte olabilecek aksaklıklar, yetersizlikler TYS’de de yaşandı, yaşanmıştır kuşkusuz. Ama bizim çıkış noktamız işin bu tarafı değil. Büyük haksızlık olur bu. Biz TYS’ye emeği geçmiş herkesi saygıyla, sevgiyle kucaklamak istiyoruz ve onların da katılımıyla, desteğiyle bu örgütü daha yetkin bir düzeye getireceğiz.

Kongrelerde olur böyle şeyler. Maksadını aşan kimi sözleri, kongre heyecanına yormak en iyisi. Hepsi de yalnızca yazınsal anlamda değil, siyasal, toplumsal anlamda da mücadele vermiş onurlu insanlar. Eminim onlar da unutmuşlardır tartışmaları.

Ama kimi itirazlar olduğu duyumunu aldık.

Bildiğiniz gibi seçimlere üç liste girdi. Diğer başkan adayları Afşar Timuçin de, Feyza Hepçilingirler de bu ülkenin kendini kanıtlamış, saygın isimleri. Kendileriyle görüştüm, tebrik ettiler, her zaman yanımda olduklarını dile getirdiler. Listelerde yer alan isimler politikanın, örgütçülüğün de içinden gelen, kimlikleri olan kişiler. Başkanlarından bağımsız hareket edeceklerine ihtimal vermek istemiyorum. Çünkü TYS’yi şaibeli bir duruma sokabilecek bir davranış ancak kişisel hırsa girer ki, ne TYS, ne de edebiyat kamuoyu bağışlar bunu.

Böyle bir gelişme karşısında tavrınız ne olur?

Bu konuda daha fazla konuşmayı anlamsız buluyorum. Burası TYS, üyeleri de yazarlar, şairler. Birtakım teknik kuralların arkasına sığınıp hareket etmezler. Varoluşlarıyla çelişirler çünkü.

Kültür sanat üzerindeki baskılar, kitap yakma girişimlerine ya da Nâzım Hikmet şiiri okuyan gençleri gözaltına almaya kadar vardı. Genel kurulda da hemen hemen tüm konuşmacılar “emperyalist kültür kuşatması”na değindiler. Medya ve yayın dünyasındaki tekelleşme de ayrı bir sorun. Tüm bu sorunlara dair neler düşünüyorsunuz?

Bu konular kapsamlı, etkin çalışmalar gerektiriyor. Alanlarında uzman kişilerle temaslara başladık. Kamuoyunun ufkunu genişleten ve yönlendiren bir tavır sergilememiz şart. Zihinsel üretim kapasitesi olan kişiler de ve bu üretimi yansıtacak yayın organlarımız da mevcut. Yönetimi yeni devraldık, yakında kurullarımızı oluşturup çalışma programımızı açıklayacağız.

TYS’de görece genç bir yönetim göze çarpıyor. TYS’nin üye profilini geliştirmeye, üyeleri daha etkin kılmaya ve özellikle de genç yazarlara yönelik bir çalışmanız olacak mı?

TYS, yeni isimlere her zaman açık olmuş bir örgüt. Geleneğinde bu hep var. Geleneği gençlerin anlamlı kıldığının, filiz veremiyorsa tarih olacağının bilincindedir. Biz bu yaklaşımı hızla geliştirmek istiyoruz. Çünkü size bir çırpıda en az 100 kişi sayarım, yazınsal kimlikleriyle TYS’ye üye olsa geleneğimizi daha da anlamlı kılabilecek. O arkadaşları sendikaya kazandırmak zorundayız. Hiçbirisinin böyle bir daveti geri çevireceğini sanmıyorum. Seçim bildirimizde bunu söylemiştik zaten.

Yine de bu hemen mümkün olabilecek mi?

Mecburuz. Hem üyelere bu sözü verdik, hem de Sennur Sezer seçimi kazandığımızda kutlarken ilk söz olarak “O insanları sendikaya getirme de gör bakalım” dedi. Ben Sennur Sezer’i 20 yıldır tanıyorum, başka şansımız yok!

tıkla

Yazarlar hesaplaşıyor...

Bay Başkan’a sorularla yanıtımdır…


Bülent Habora


TYS Genel Başkanı Bay Enver Ercan’la bir söyleşi yapmış Mustafa Kara, Evrensel Gazetesi’nde (25 Mayıs 2006)… Benim “TYS ve demokrasi” başlıklı yazım çok kızdırmış Bay Başkan’ı. Ve yüklendikçe yükleniyor bana. Oysa geçen yıl ki Genel Kurul sonrası yazdığım “TYS Kongresi’nin ardından” başlıklı yazımda (Evrensel, 8.6.2005) bir 10. paragraf vardı ki, az yenilir-yutulur değildi. Ama o yazı kızdırmamıştı, Bay Başkan’ı. Ve “Hayır, Bülent Habora’nın söyledikleri külliyen yalan,” diyememişti. Neyse, “Sükût ikrardan gelir…”

Bay Başkan’ın söyleşisi üzerine öncelikle bir açıklama yapmak istiyorum. “Konuyla ilgili basına yansıyan yorumlar, eğer üyesi oldukları sendika üzerinde soru işaretleri doğuracak cinstense çok dikkatli davranmaları gerekirdi,” diyor Bay Başkan. O yazımı okuyanlar görürler ki, Türkiye Yazarlar Sendikası değil, Yönetim Kurulu’ndaki iki kişinin davranışlarıdır, sözünü etmek istediğim. TYS, Aziz Nesin’lerin, Demirtaş Ceyhun’ların, Şükran Kurdakul’ların, Güngör Gençay’ların, Cengiz Bektaş’ların ve diğer birçok üyenin kurduğu, geliştirdiği önemli, saygın bir kuruluştur. Buna Genel Başkan da olsa, Birinci Yardımcı da olsa kimse set çekemez.

Gelelim 30 Nisan 2006’ya, İzmir TÜYAP Kitap Fuarı’nın son gününe. O gün TYS Yönetim Kurulu’ndan Başkan E. Ercan, üye C. Boynukara, M. Alphan, M. Köz, TYS standına geliyorlar. Orada İzmir TYS Temsilciler Kurulu vardır, Başkan M. Erten, üye A. Gönen, R. Uğur, F. İşlek. Konuşurlar. Ve ben, birinci ağızlardan o günkü konuşmaları öğrendim.

Şimdi, yanıt yerine geçecek olan sorularımı soruyorum:

1) Bay Başkan, İzmir’de kurulduğundan bu yana seçimle işbaşına gelen Temsilciler Kurulu’nu görevden almaya ne zaman karar verdiniz? 14 yıldır İzmir’de olduğum halde tanıma şerefine nail olmadığım ve hiçbir TYS toplantısına ya da etkinliğine katılmayan F. Özelli adına ne zaman karar verdiniz? F. Özelli, TYS’ye ne zaman ve nerede üye oldu?

2) Gazeteci M. Kara, “İzmirli yazarların yaptığı açıklamanın hemen öncesinde yazarımız Bülent Habora’nın yazdığı yazı etkili olmuştur belki de…” dedikten sonra Bay Başkan şöyle diyor: “Ama kulaktan dolma, yalan yanlış bilgiler onlar. Zaten kendisi bu konuda en baştan sıkıntılıydı, seçimden hemen sonra yine gazetenizde yazdığı yazıda, ‘Şimdi bunlar buraya temsilci atarlar’ türünden şeyler söylemişti. Rahatının kaçacağını biliyordu.” Bay Başkan, M. Erten de, A. Gönen de, R. Uğur da, F. İşlek de benim tanıdığım en doğrucu insanlardandır. Ne kariyer meraklısıdırlar, ne de televizyonlarda, gazetelerde gözükmek meraklısı… Onlar yalan-yanlış söylemedikleri gibi, söylediklerinden de kıvırtmazlar… Gelelim bana. Rahatımın kaçacağını bildiğinizi söylüyorsunuz. Nasıl bir “Rahatlık” bu? Ben son üç yıldır ne TYS Temsilcisi’yim, ne de Temsilciler Kurulu’nda bir görev sahibiyim. Sıradan bir üyenin ne gibi rahatlığı olabilir? Sanırım sözünüzün arkasında durur, benim rahatımın kaçacağını nasıl bildiğinizi açıklarsınız…

3) Aynı bölümde, sanırım yine benden söz ediyor, Bay Başkan. “Birilerinin düzeni, tezgâhı bozulabilir bu süreçte. Bozulmalı da,” diyor. Nasıl bir düzen, nasıl bir tezgâh? Sözü edilen ben değilsem, kim bu düzenci, kim bu tezgâhçı?

4) Gelenekten dem vurulacağını, birilerinin demokrasi havarisi kesileceğini biliyormuş, Bay Başkan. Ve “Bülent Habora mani” yine ortaya çıkıyor: “Hatta bu kişinin Bülent Habora olacağını kestirmek için kâhin olmaya gerek yoktu,” diyor. Neymişim ben, diye soruyorum kendi kendime. Ve devam ediyor: “Karşısındakini karalayan, aşağılayan, baştan sona gerçekle ilgisi olmayan bir yazı yazdı,” diyor. Nerede karalamışım, aşağılamışım, bunu da açıklar sanırım Bay Başkan… Ayrıca, söylediklerim baştan sona yalansa, niçin, “Hayır, Cuma Boynukara, ‘Tüm Egeli yazarların isterlerse sendikadan istifa edebileceklerini, bunun kendilerini üzmeyeceği’ni söylememiştir, Bülent Habora yalan söylüyor,” demedi?

5) Şimdi gelelim, “Rahatının kaçacağını bilen” ve “Demokrasi havarisi” olan Bülent Habora’nın “Tezgâh”ına. Benim yazım 10 Mayıs’ta Evrensel’de çıkıyor. Yazı çıkmadan 4 gün önce (Büyük harfle yazıyorum, anlaşılsın diye: 4 GÜN ÖNCE) basın açıklaması yapılıyor. Şimdi bende de “Bülent Habora mani” başlayacak. Yazım yayınlanmadan, hatta yazmadan önce, İzmir’in kalburüstü yazarları, “Aaa, Bülent Habora yazı yazacak, biz de basın açıklaması yapalım,” diyerek imza topluyorlar. İmzacı saygın yazarların arasında 3 yıldır görmediğim Sefa Taşkın var, Erkan Sevinç var vd…. Bu “Bülent Habora mani”yi görünce, kendimde bir şeyler görmeye başladım. Bay Başkan 2 kez daha böyle gaz verse, önümüzdeki seçimde milletvekili adayı olabilirim. Hatta 4 kez gaz verse Cumhurbaşkanlığı adaylığına soyunurum. Çıkmayan, hatta yazılmayan yazımla ben böylesine etkin olduktan sonra… Sahi Bay Başkan, ne düşünüyorsunuz bu yorumum hakkında?

6) Sınıflı yazarlar ilgili yine “Bülent Habora mani” çıkıyor ortaya. “O, Habora’nın bilinçaltının dışavurumu. Habora başka şeyler de söylüyor,” deyip, aylarca toplanmadıklarını ileri sürmemi eleştiriyor. Bay Başkan’a bir bulmaca sorusu: Bir şairimiz size, “Ben 4 ay önce üyelik için başvurdum, hâlâ bir yanıt yok,” deyince siz ne yanıt verdiniz?

7) Tüzük Kurultayı’nın yapılmayışını söylemem üzerine, “Çalışmalar yapıldı, yeterli sayıda üye gelmediği için, 3’te 2 çoğunluk gerekiyor, kongre olmadı,” diye kısaca geçiştiriyor Bay Başkan. Şimdi Bay Başkan, soruyorum size bir “Demokrasi havarisi” olarak: “Üyeniz olan, rahatının kaçacağını bilen Bülent Habora’ya Tüzük Kurultayı’nın tarihini bildirdiniz mi?Ne zaman bildirdiniz? Hangi yollarla bildirdiniz? Ben artık yaşlandım Bay Başkan, bu bildiriminizi anımsamıyor olabilirim. Siz gençsiniz, muhakkak bilirsiniz…”

Daha çok sorum olacaktı. Ama Evrensel okurlarını sıkmak istemiyorum. Nasıl olsa ben fırsat buldukça, her yerde ve her zaman gündeme getireceğim Bay Başkan’ı ve sağ kolu Bay Cuma Boynukara’yı. Çünkü ben, saygın olan örgütümün, Türkiye Yazarlar Sendikası’nın Aziz Nesin’lere ve diğerlerine layık bir kurum olarak yaşamasını istiyorum, yozlaşmasını istemiyorum…

Yazarlar tartışıyor...

'Enver Ercan gayrı meşruluğu kabul etti'


Haber7'nin gündeme getirdiği TYS içindeki yönetim kargaşası ve kavgalarla ilgili tartışmalar sürüyor. Seyyit Nezir, TYS Genel Başkanı Enver Ercan'ın aldığı son kararla yönetimin gayrımeşruluğunu kabul ettiğini savundu.

31 Mayıs 2007 11:08


“Enver Ercan Başkanlığı’ndaki yeni TYS yönetimi Olağanüstü Genel Kurul Kararı aldı” haberi üzerine, TYS içinde muhalefeti yürüten ve 19 Mayıs’taki Kongreyi hukuk dışı bularak terk eden Birleşik Özne Girişimi’nin sözcüsü Seyyit Nezir'in yaptığı basın açıklaması:

“Enver Ercan, Yönetiminin Gayri Meşru Olduğunu Kabullenmiştir”

“Yeni TYS yönetiminin gayri meşru olduğunu daha önce İnternet üzerinden açıklamıştık. 700 üyeli bir sendika, üstelik bu TYS ise, 61 oyla seçilmiş bir yönetim kurulunca yönetilemez, hele Orhan Pamuk’un adıyla özelleştirilmeye çalışılırsa, bunu becermek hiç mümkün olmazdı. Nitekim 19 Mayıs’taki Genel Kurul’a büyük üye çoğunluğu katılmayarak tepkisini göstermiş, Enver Ercan kendine oy veren üyelerin bile genel kurula katılmalarını sağlayamamış, bu kez % 5 oyla tek liste girerek kendini seçtirmiştir. Kimi “sol gazete”lerin yazarları da görülmemiş bir yalakalık örneği sergileyerek TYS üyesi yüzlerce yazarın Enver Ercan’a destek verdiği, bozguna uğrayan muhalefetin Kongre’yi terk ettiği görüntüsü yaymaya çalışmıştır. Ne ki mızrak çuvala sığmamıştır!

“Bilindiği gibi, başlayabilmesi için 228 üyenin bulunması gereken Genel Kurul öncesinde 180 üye için sahte imza atılmasını öneren Enver Ercan, BÖG sözcüsü Yetkin Aröz’ün apaçık suç niteliğindeki böyle bir öneriyi tartışmak bile istemeyişi üzerine yoklama yapmaksızın hukuk dışı bir Kongre’yi başlatarak TYS’yi özelleştirme çabalarını resmileştirmek istemiş, bu uğurda pek çok saygın üyenin adını, daha sonra da basını kullanmaya kalkışmış, ancak üye çoğunluğunun sürekli yükselen tepkisi ve BÖG’ün kararlı mahkeme girişimi karşısında TYS’yi yönetemeyeceğini görmüş, kendisini destekleme amacıyla yazılanların aleyhte delil oluşturması üzerine tutum değiştirmiştir. Davayı ilk duruşmada kaybedeceğini ve Kurultay’ın yenileneceğini gören Enver Ercan, “erken Kongre” kararı alarak, yangından mal kaçırma niyetlerini unutturmak üzere yavuz hırsızlığa soyunmuştur. BÖG’ün iki kongredir ısrarla savunduğu ‘Yönetim kurullarının çok daha geniş katılımlı genel kurullarda seçilmesi gerekir.’ ilkesini de sahiplenmiş görünerek, mevcut yönetimin ‘önünü tıkamaya çalışan yaklaşımlar’dan korunmaya çalışmaktadır. Enver Ercan yönetiminin önünün tıkandığı doğrudur. Çünkü bu kadar hukukdışılık ancak Soroscu mafyokraside yönetim tahsil etmekle mümkündür. BÖG’ün sözcülerini hukuk savaşımından kimi ayak oyunlarıyla vazgeçirtmeyi ummak bir ham hayaldir. TYS yönetimi yaptıklarının hesabını önce mahkemede ve yasa önünde kamuoyuna, daha sonra da Kurultay’da üyelere verecektir.

“Bu arada, 15. Olağan Genel Kurul’da muhalefet görevi yürüten Birleşik Özne Girişimini bu tutumlarından ötürü suçlayarak, yönetimin Kongre’de ne söz ne de önerge hakkı tanıdığı Sadık Albayrak, Seyyit Nezir ve Yetkin Aröz’ü sanık sandalyesine oturtan gazeteler de TYS yönetiminin her yaptığını desteklemekle okurlarına karşı güç durumda kalmışlardır. Özellikle TYS’deki olaylar konusunda 3 maymunu oynayan Cumhuriyet başta olmak üzere, okuruna dezenformasyonu reva gören yazarları yüzünden Birgün, Evrensel, Radikal vb. gazeteler Enver Ercan yönetiminin bu kararı karşısında açmaza düşmüşlerdir.”

(Haber7)

tıkla

Yazarlar toplanıyor...

OLAĞANÜSTÜ GENEL KURUL KARARI

Yeni yönetim kurulumuz yaptığı ilk toplantıda olağanüstü genel kurul kararı aldı. Olağanüstü genel kurulumuzun ilk toplantısı 22-23 Eylül 2007 tarihlerinde yapılacak; tüzükte belirtilen yeterli üye sayısına ulaşılamazsa, 2. toplantı 29-30 Eylül 2007 tarihlerinde gerçekleştirilecektir.

tıkla