22 Ağustos 2008 Cuma

Engizitör Enver Ercan'ın kulakları çınlamıştır!...

Not: Başlığı biz attık!... (Hilmi Bulunmaz)


BU "ENGİZİTÖRLER" TARAFINDAN ELENMİŞ OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM


Frankfurt Kitap Fuarı Türkiye Organizasyonu Yazarlar Komitesi, Coşkun Büktel'i eledi


Coşkun Büktel
30 Temmuz 2008


"Bütün renkleriyle Türkiye" sloganıyla iş başına gelen ve "Theope" yazarı Büktel'in "yasak bir renk" olduğunu ve her platformda her türlü yöntemle (iftira dahil) engellenmesi gerektiğini bir kez daha kanıtlayan (önceki vak'alar için, örneğin, bakınız: "Özdemir Nutku iftirası", "Ölüleri Gömün skandalı") "yazarlar(?) komitesinde" şunlar var:


Enver Ercan..................Moderatör (TYS Başkanı)

Halil İbrahim Özcan....Uluslararası PEN Türkiye

İhsan Işık.......................İLESAM Başkanı

Gökhan Cengizhan.......Edebiyatçılar Derneği Başkanı

Adnan Özer....................EDİSAM Başkanı

Ahmet Kot.....................Türkiye Yazarlar Birliği

Egemen Berköz.............BESAM Başkanı


Nâzım Hikmet Oratoryosu'nun 100 kişilik orkestrasını Frankfurt'a göndermemesini, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, halkın parasını ekonomik kullanmak gibi vatansever görünümlü bir gerekçeyle bile açıklayabilir; ama hiçbir rengi bulunmayan Hasan Erkek'i yazar diye Frankfurt'a gönderip de, Türkiye'nin rengi şahsına münhasır en özgün birkaç yazarından biri olan Coşkun Büktel'i, her zaman ve her platformda yapıldığı gibi, yasaklayan (aforoz eden) yukarıda adlarını sıraladığımız orta zekâlı yetenek savarları, "yazarlar komitesi" payesi lütfederek göreve getirmesini ve somut sanatsal kriterlere destek vermek yerine, (kültür pazarını "kabile arasında" paylaşmış) tecimenlere destek vermesini ve devlet desteğini (kediye ciğer teslim edercesine) demirbaş tecimenlerin kutsal ittifakına teslim etmesini, hiçbir gerekçeyle (hatta hiçbir bahaneyle bile) açıklayamaz.

Çünkü yeryüzünde hiçbir yaratık, Hasan Erkek'in Coşkun Büktel'den daha yaratıcı, daha usta, daha önemli, daha dürüst, daha donanımlı, daha verimli ya da daha kıdemli bir yazar olduğunu, kendini maskara etmeden iddia edemez. Erkek'in Büktel'den ancak daha "uyumlu ve itaatli" bir yazar olduğu söylenebilir. Ama Büktel gibi itaatsiz yazarlar yine her zamanki gibi aforoz ediliyorsa ve Frankfurt'ta Türkiye'yi temsil etmenin aranan kriteri "uyum ve itaat" olarak belirleniyorsa; bilinmelidir ki, bu kriterler, uluslararası alanda ülkemize ve Kültür bakanlığımıza onur değil, ancak utanç getirebilir.

Bakan Ertuğrul Günay verdiği sözden cayarak Nâzım Hikmet Oratoryosu'nu Frankfurt'a göndermiyor oluşuna sureti haktan görünen bir mazeret üretebilir ve kendini utançtan kurtarabilir; ama kültür "pazarımızın" her zamanki demirbaş "engizitörlerini" yazarlar komitesi sıfatıyla göreve getirmiş olmasının utancından hiçbir zaman kurtulamayacak; bu utancı da, "Ölüleri Gömün skandalı"nın utancını taşıyacağı üzere, tıpkı bir Gorbaçov lekesi kadar silinmez ama Gorbaçov lekesinden çok daha kirli bir leke olarak, yalnızca hayatı boyunca değil, "ebediyen" taşıyacak. CB

***

Ayrıca bakınız: TYS'nin kongresi çok şenlikli olacak

Dalgaların Sesi Kulak Deliyor

Hüseyin Hilmi Bulunmaz, Bulunmaz Yayıncılık

Hilmi Bulunmaz'ı daha çok tiyatro ile ilgili çalışmalarından tanıyoruz. Uzunca bir süredir büyük bir özveriyle "Bulunmaz Tiyatro" adlı grubuyla tiyatro çalışmaları yürütüyor. Sanatçı bu kez şair kimliğiyle çıkıyor karşımıza.

Kitapta yer alan "Karnım Doymalı" adlı şiire yer veriyoruz.

"sen koşuk yazdığında
artmıyorsa
bir nebze tokluğum
bırak yazma
kalsın

sen resim yaptığında
doymuyorsa
açlığımdan da aç ruhum bırak yapma
kalsın

sen bestelediğinde yeni bir türkü
yükselmiyorsa
ve daha kızıllaşmıyorsa bayrağım
bırak ırlama
kalsın

sen uçarcasına dans ettiğinde
ben hala hücredeysem...

(Kaynak: Gündem, 10 Ocak 1993 Pazar, sf. 9)

10 Ağustos 2008 Pazar

www.tiyatrodunyasi.com sitesinden bir link!...

Bugün (11 Ağustos 2008) tarihi, saat 00.20 itibariyle, www.tiyatrodunyasi.com sitesindeki bir linki (asla yalnız kalma kızlarla arkadaş ol geceleri tek kalma
www.arkadas-gecesi.info) okurlarımızın dikkatine sunuyoruz!...


Bir tiyatro sitesinden umulmayacak reklamlarla süslenen siteyi hayretle izliyoruz!...

www.tiyatrodunyasi.com'da link verilen "güzeller"!...

Bugün (11 Ağustos 2008) tarihi, saat 00.10 itibariyle, www.tiyatrodunyasi.com sitesindeki bir linki (kızlarla hemen tanış bu akşamı yalnız geçirme hepsi bir tık ötende) okurlarımızın dikkatine sunuyoruz!...

Bir tiyatro sitesinden umulmayacak reklamlarla süslenen siteyi hayretle izliyoruz!...

7 Ağustos 2008 Perşembe

Bulunmaz'ın tiyatral faşizmi eleştiren yazısı...

İftiradan yana olmak
yada
iftiradan yana olmamak

Yeni Tiyatro
dergisinde

Sayı: 6 / sf. 29-37 (9 sayfa)

***

Hilmi Bulunmaz, Özdemir Nutku iftirasını değerlendirdiği yazısıyla dikkatleri ve şimşekleri üzerine çekiyor!...

kızıl rahip vivaldi

kırmızı düşlerin solgun yüzlü çocuğu
kalbimin denizinde yelken açan gül
sessizce geldin
ve
sessizce gittin
kimsesizler mezarlığına gömüldün

oysa daha gün başlamamıştı kıpırdanmaya
henüz kuşlar bile ötmemişti annelerinin sesiyle
elinde eskimeyen kemanın
ve gözlerinin derininde yepyeni sözler
geldiğin gibi sessizce gittin
hiç kimseyi ürkütmeden

unutmuştum seni
ama
bugün
yeniden
il cimento dell'armonico e dell'inventione
çalınınca kulağıma
anımsadım yeniden
kalbimin denizinde yelken açan gül
kırmızı düşlerin solgun yüzlü çocuğu
seni anımsadım
oysa seslerin gömülmüştü
kimsesizler mezarlığına

giovanni’den olma
camilla’dan doğma
denizlerin kızıl renkli güneşi
kardeşim benim
antonio vivaldi
venedik viyana parantezine konan düş
dört mevsim açan yediveren gül
sessizce selam verdin dünyaya
ve
sessizlik içerisinde gömüldün
kimsesizler mezarlığına


şiir: hilmi bulunmaz

1 Ağustos 2008 Cuma

Dizi izleyicisi Selma anlatıyor...


Selma from Cemal Bulunmaz on Vimeo.

GÜZ FIRTINASI

Üsküdar'da
Basma perdeleriyle bir ev
Çeyiz sandıklarında
Katlı hüzünler

Kaç yıl oldu unuttum
Bir güz fırtınası
Kanatmıştı nergisleri
Yakılmış bir sözdüm
Yollarında uçuşan küllerde

Bağlarbaşı'nda bir ev
Saçaklarında güvercin kanatları
Soluk gençliğim
Fıstıkağacı'ndan geçer mi yine tramvaylar?
Yeşil erik yolduğumuz bahçelerde
Çocukluğumun gözyaşları düşmüş toprağa
Yıkılmış cumbalı evler anılarla

Üsküdar'da bir ev
Anlatır durur geçen yazları
Tahta oyuncakları çağırır
Çocukluğu, gözyaşlarını


Ne kaldı gençlikten geriye
Sararmış fotoğraflar
ve bir de ayrılık

Banıp yüreğimi gecenin karanlığına
Bir daha yaşanmayacak o günler için
Kenarı işli mendillerde yalnız bir gül
Şimdi sırsız aynaların koynunda



şiir: Kirkor Yeteroğlu
KADIKÖY-KASIM 1985

***

Not: Yukarıdaki şiir, Arapgir Postası'nda 11 Ekim 1996 tarihinde yayımlanmıştır.