28 Mayıs 2008 Çarşamba

Ayışığı'nda etkinlik var...

“Nurhak sana güneş doğmaz
uçan kuş yuva kurmaz
dökülen kan yerde kalmaz
soracağız birgün hesabını”

NURHAKLAR ANMASI VE SINIF MÜCADELESİNE KARŞI İDAMLAR SERGİSİ

Prometheus'un ateşi tanrılardan çalıp iinsana getirmesiyle başlayan spartaküsle yetkinleşen, yenilgilerin ve yengilerin içinde gelişen kitleselleşen bir akış bu. Yakıldılar, çarmıha gerildiler, kurşuna dizildiler, giyotin... elektrikli sandalye... dar ağacı... renkleri ve dilleri farklı... aynı amaçla çıktılar yola.

Sergimiz 18 Mayıs-18 Haziran tarihleri arasında saat: 10.00-20.00 arası ziyaret edilebilir.

31 mayıs 71'de ölümsüzleşen üç devrimci kahramanı, Denizlerin yoldaşlarını; Sinan Cemgil, Kadir Manga, Alparslan Özdoğan yoldaşları anma etkinliğimize sizleri bekleriz.

Program:
tarih: 31 Mayıs 2008 Cumartesi
Slayt saat: 16.30
konuşmacılar yer: Ayışığı Sanat Merkezi
serbest kürsü
Müzik dinletisi
Sergi

Adres: istiklal cad. Rumeli Han. No:88-11 Beyoğlu
Tel: 0212 249 44 43

26 Mayıs 2008 Pazartesi

Bulunmaz Tiyatro, İdil Kültür Merkezi'ndeydi...

Bulunmaz Tiyatro, Aziz Nesin'in yazıp Hilmi Bulunmaz'ın yönettiği Sen Gara Değilsin adlı oyunu, İstanbul'un çeşitli semtlerinde oynamayı sürdürüyor. Daha önce Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi, Beykoz Karya, Maltepe Grandhouse, Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi, Nazım Hikmet Sahnesi gibi yerlerde sahne alan Bulunmaz Tiyatro, 24 Mayıs 2008 tarihinde de İdil Kültür Merkezi'nde oynadı...

Salonun dolu olduğu gösteride, Sen Gara Değilsin'i oynayan; Eser Bozan, Hüseyin Dinç, Kazım Şimşek çok iyi bir performans gösterdiler...

Gösteriden önce, kısa bir konuşmayla dayanışmayı vurgulayan Hilmi Bulunmaz, yoğun bir alkış aldı...

İdil Kültür Merkezi çalışanlarının içtenlikli ilgileriyle karşılaşan Bulunmaz Tiyatro oyuncuları, izleyicilerle birlikte çay içip onlarla sohbet ettiler...Her hafta düzenli olarak, saat 18.00'de Nazım Hikmet Sahnesi'nde oyunlarını sürdüren Bulunmaz Tiyatro, 31 Mayıs 2008'de Seyr-i Mesel sahnesinde oynayacak. 22 Haziran'da da Yapı Sanat Evi'nde oynayacak Bulunmaz Tiyatro, halkın yoğun ilgisiyle karşı karşıya kalmanın mutluluğunu yaşıyor...

Bulunmaz, yayınları değerlendiriyor...


Online Videos by Veoh.com
Videomuzu
200 kişi izledi.
Tüm videolar için: TIKLAYINIZ

22 Mayıs 2008 Perşembe

Bulunmaz, Sanat Cephesi'nde konuşuyor...


Online Videos by Veoh.com
Videomuzu
200 kişi izledi.
Tüm videolar için: TIKLAYINIZ

Bulunmaz, Burak Caney'e verilen ödülü kınıyor!


Online Videos by Veoh.com
Videomuzu
400 kişi izledi.
Tüm videolar için: TIKLAYINIZ

21 Mayıs 2008 Çarşamba

Orospu çocukları, Apaçiler*'den korkuyor!...

Not: Başlığı ben attım, fotoğrafı ben koydum. HB


TİYATROM'U APAÇİLER BASTI!


Burak Caney
(Gerçek kimliği olmayan biri)
21 Mayıs 2008


Bu sabah itibarıyla eski tiyatro sitelerinden Tiyatrom.com'u apaçiler bastı Site yayıncısı küfüristan'a iltica etti!

Tiyatrom.com adlı site zaten arenadan çekildiği için girmiyorduk. Bu sabah bazı dostlarımızın uyarısı ile girdik ve eski tiyatrom'un sistem sitelerine link vererek virane olarak terk edilmiş sitesini apachelerin bastığını gördük. www.tiyatrom.com ingilizce bir metnin altına atılmış Apache imzasıyla teslim edilmiş görünüyor.

Siteyi kapatarak başka hiç kimseye söz hakkı bırakmamanın formülünü elde eden bu adanın tek hükümdarı adayı apachelere terkedip kaçarken ne kadar şaşırtıcıdır ki daha önce defalarca çatıştığı (Bize üç kez destek vermiş olabilir ama onlarla bin kez çatışmıştır) düşman topraklarına yani küfüristan şer cumhuriyetine iltica etmiştir.

Adanın hükümdarı kaçarken de geride kalanları bana yar olmayanı kimseye yar etmem anlayışı ile adeta havaya uçurmaya yakıp yok etmeye çalışmıştır. Adeta bütün tiyatro dünyasını yerin dibine batıracak sözler sarf etmiştir. Yazar ve aydın insanları töhmet altında bırakmaya çalışmıştır.

NEDEN ŞİMDİ?

Tiyatrom sahibi ve hükümdarı Ertuğrul Timur bize ilişkin bazı iddialarını da dile getirmiştir. Bu durumda soruyoruz neden şimdi? Neden bir hafta bir ay üç ay önce değil? Neden tiyatronline ve tiyatrom.com hile mi yapıyor diye sormamızın ardından?

Ve neden hem elimizde deliller yok deyip hem de bizi okur önünde zor duruma düşürme amaçlı olduğu çok açık sözde didialar sıralayıp sonrada artık yokum ben demek? Bir takım iddialarda bulunuyorsanız ispatlamak boynunuzun vebalidir!

Neden biz size açıklayalım. Tiyatrom aslında gerçekten veda etmemişti. Belki hala bile etmedi. Tiyatrom daralan ufkunu kendi iç çelişkilerini ikilemlerini ve değişen siyasal yapıyı iyi koklayamamayı ve doğru yerde saf tutamamayı bir süre kapanıp belli ki süreç geçince yepyeni (sözde) bir kimlikle çıkmayı hedefliyordu. İşte bu nedenle şöhretinin lekelenmesi ada birilerinin çıkıp tiyatrom'u aşıp geçmesini yediremedi.

ALDIĞIMIZ ÖDÜL NEDEN RAHATSIZ ETTİ?

Aldığımız ödülü kutlaan onlarca kişi var. Ama bazılarını da rahatsız etmeye devam ediyor. Kimleri mutlu etti? Dostlarımızı tiyatro insanlarını, iyi ve güzel insanları, ilerici ve demokrat insanları..

Peki kimleri rahatsız etti? Küfürbazları, şer cephesini ve bir de nedense Ertuğrul Timuru!

Hem de öylesine rahatsız oldu ki aylardır kendisine olmadık sözleri eden, yazan, aşağılayan, küfür eden insanların sitesinden açıklama yapacak kadar. Bize olan nedeni anlaşılmaz öfkesi onu nedense karşı tarafın kollarına atılmaya itiverdi çok kolayca.

E.Timur ne zannediyor? Tiyatro dünyası o söyledi diye sürüler halinde bize sırt mı çevirecek? Bize desteğini açık açık vermiş olan, bize yazan, bizimle olan özdemir Nutku, Tuncer Cücenoğlu, Orhan Aydın, Üstün Akmen Timur'dan daha mı az itibarlı yada tiyatro dünyasının daha mı az itibar edeceği insanlar? E.Timur bize cephe aldı diye ne zannediyor kötü iyi, iyi de kötü mü oldu? Yoksa arkasında olduğunu zannettiği okur ordusunu(!) Hilmi Bulunmaz'ın sitesine taşımayı mı düşünüyor?

Bizi eleştirebilir, bize destek vermediğini söyleyebilir, bizi insanların okumamalarını açıkça beyan edebilir ama neden bunu en karşısında olmuş küfürn bini bir para kendisine olmadık sözlerle saldırılmış sitede yapmıştır? Neden şimndi yapmıştır? Bizim aldığımız ödül ve hızla zirveye çıkıyor olmamız tahtını sarsmış olsa gerek ki onu bu denli 180 derece döndürüp düşman kuvvetlere iltica etmiştir.

Seçim kendisinindir ve bazı pişmanlıkların dönüşü yokyur!

***

Bu habere toplam 2 yorum yazylmy?tyr.

Ayça İzmirli [ 21 Mayıs 2008 14:36 ]
Tiyatrom sataştığınız diğer sitelere benzemez

çok tepki alırsınız
Terbiyesizleşmenize gerek yok.........
bu ülkede Tiyatromla büyümüş bir nesil var

Kazım Şimşek [ 21 Mayıs 2008 13:28 ]
Apache HTTP server, tüm dünyada kullanılan, açık kaynaklı bir yazılımdır. Sitenin editörünün bu yazılımın adını duymadığı için Apache kızılderilerilerle karıştırması beni hiç şaşırtmadı. Herhalde bu sitenin izleyicilerini de hiç şaşırtmamıştır. Adam kendi yapıyor, kendi gülüyor. Herhalde bu adamın sonu, Bakırköy Akıl ve Ruh Hastalıkları hastanesi olacak.


Yorumların tamamunu okumak için tyklayyn.

*Avrupalı beyazlara en büyük direnişi gösteren Amerikan Kızılderililer'i arasında Apaçiler ilk sırayı alır. (Bakınız: Vikipedi)

facebook bataklığında açan gül! / 35

Evren Tuncdoken

Ayrıca bakınız: facebook bataklığında açan güller!
Ayrıca TIKLAYINIZ!

Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / 11

Burak Caney'in "yaratıcı zekasından"(!) fışkırmış olan görsel sanat şaheserlerini iftiharla sunuyoruz!...
Burak Caney takma adı ardına gizlenmiş korkak sapığı hala destekleyen herkes orospu çocuğudur!...
Burak Caney takma adı ardına gizlenmiş korkak sapığı hala destekleyen herkes orospu çocuğudur!...
Burak Caney takma adı ardına gizlenmiş korkak sapığı hala destekleyen herkes orospu çocuğudur!...
Burak Caney takma adı ardına gizlenmiş korkak sapığı hala destekleyen herkes orospu çocuğudur!...

20 Mayıs 2008 Salı

Ahmet Ertuğrul Timur yazıyor...

Ahmet Ertuğrul Timur
www.tiyatrom.com
21 Mayıs 2008


Merhaba

Biliyor musunuz dün ne düşündüm?

Eğer ben tiyatrom.com'u kapamamış olsaydım bile dün kapatmaya karar verirdim.

Neden mi?

Eğer tiyatro dünyası; kimdirler, necidirler, ne amaçla yayıncılığa başlamışlardır bilmedikleri kişilere ödül verebiliyorsa; hadi bırakın kim olduklarını bilmemelerini, daha henüz 2 aylık yayıncılığına bakıp ne kadar tutarlı, özverili yada kalıcı olduklarını bile bilmedikleri bir yayına ödül verebiliyorlarsa, ben bu tiyatro dünyasını şaşkınlıkla karşılayabilirim ancak. Ne kadar kolay her şey.

Ortaya çıkıp biraz parayı gözden çıkarıp hazır bir site yapıveriyorsunuz, sonra gönderilen mailleri haber yapıp yer veriyorsunuz. Oluyor bu size tiyatro sitesi, siz de hemen tiyatro yayıncısı sayılıp bağırlara basılıveriyorsunuz. Bunlar kimdir, necidir, daha önce neler yapmışlardır, bundan sonra neler yapacaklardır, sorgulamak yada "bu yıl bekleyip görelim bu istikrarı gösterirlerse seneye verelim" deseler belki anlarım. Ama bir Türk Tiyatrolar Birliği bannerı koydu diye ödül veriyorsalar, bence ödüllerinin değerini çok ucuzlatmış oluyorlar. Bu akşam baktım; Orhan Aydın da daimi yazarlar kadrosuna katılmış. Orhan Aydın saygı duyduğum ilerici, mücadeleci bir insandır. Ama Orhan Aydın'a şunu hatırlatmak isterim: Bu sitenin yani tiyatrooyun.org'un blogspotda yayınlanan tiyatrooyun.blogspot.com'la ilgili olduğu düşünülüyor. (İspatlayamıyacağım için öyle olduğu düşünülüyor yazdım.)
(Hilmi Bulunmaz'ın notu: Oysa kanıtlanması çok kolay. Örneğin bakınız: "Burak Caney (tiyatrooyun.org) huzurlarınızda!")

Acaba Orhan Aydın tiyatrooyun.blogspot'un kendilerinin Karanlığa Karşı Sanat Cephesi olarak düzenledikleri Harbiye gece yürüyüşüne karşı nasıl haberler yapmıştı hatırlamıyor mu? Bu önemli eylemi çok ağır dille suçladığını, bu eyleme katılanları koyun olarak nitelediğini unuttu mu? Bana ve onlara karşı yazılan ağır sözleri unuttu mu?

Ben ne tiyatrooyun.org'un tiyatrooyun.blogspotla aynı olduğunu ve Burak Caney adlı sanal şahısa ait olduğunu ispatlayabilirim ne de öyle olmadığını. Peki o siteye ödül ve destek verenler bunun tersini ispatlayabiliyor mu? Belki de onlar tanıyordur kimlerin çıkardığını ve güveniyorlardır. Belki de tanıdıkları ve güvendikleri için ödül vermekte ve orada yazı yazmakta sakınca görmüyordur. Belki de ne tanıyorlar ne de güvenmiyorlar ama sırf Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel'e olan kızgınlıkları ve öfkelerinden dolayı ise bu ödül yada yazı desteği bunun hata olduğunu söylemeliyim.

Evet Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel belki de en ağır eleştirileri bana ve Mustafa Demirkanlı'ya yaptı ve biz de zaman zaman sözün, mantığın bittiği yerde bizden fazlasını söyleme ve yapma cüretini gösteren bu siteye kısmen destek de verdik. Fakat ne kadar doğru yapmıştık derseniz, bana göre hataydı. Ya hiç cevap vermemek ya da cevap verilecekse bilinmeyen birinin cevabına günahına ortak olmak yerine, açıkça kendi mücadele ve kavgamızı vermek daha doğru olacaktı.

Bana göre Sayın Hilmi Bulunmaz hala diliyle, kalemiyle, tarzıyla ağır yazılar yazmaktadır. Sert muhalefet bazen sert bir dil gerektirebilir ama hakaret sayılabilecek dil kullanmadan da sert muhalefet yapılabileceğini düşünüyorum.. Bu anlamda Hilmi Bulunmaz'ı yine onaylamıyorum yine karşısındayım. Ama Bilinmez mi, yoksa Bulunmaz mı seçeneğine de mahkum olmamız gerekmiyor. Sayın Bulunmaz'a kızgınlık bir (yada birden çok) Bilinmez'i desteklemeyi haklı kılmıyor. Bizim bu siteye desteğimiz açık ve net şekilde olmuştur. Bir kez başlattıkları bir kampanyayı haber yapmak, bir kez temiz ve genel bir haber sitesi olma sözüne güvenerek diğer genel haber siteleri ile birlikte yer vermek, bir kez de açtıkları facebook protesto grubuna destek olmak şeklindedir. Ve bunlar da bir öfkenin tepkisi olarak yanlış olmuştur. Buna karşılık, bu sitenin bizimle irtibatlandırılma gayretleri olmuş va bu halen de sürmektedir. Sahte belgeler, sahte destekler tarzı söylemler, hatta artık hilelere varan bir takım girişimlerle. Okurları sıkmamak için teknik detaylarına girmeyeceğim; sahtecilikleri maalesef ki ispatlama şansımız da zaten yoktur ama en çok bilinen düşüncelerimizin hatta yazılarımızın alıntılanarak dile getirilmesine dek varan, mail şifrelerimizi kırma girişimlerine dek varan sahtecilikler; bu yaşanan kaos ortamında başımıza gelmiş olaylardır.

Bu vesileyle buradan sesleniyorum ki eğer tiyatrom'a olan sempatileri nedeniyle, sayın Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel'in tiyatrom'a yönelik eleştirilerini kendilerine dayanak yaparak o site içerisinde yada yakınında olan var ise, hata yapmaktadır. Tiyatrom farklıdır, tiyatronline farklıdır, tiyatrodergisi farklıdır tiyatrooyun farklı. Tiyatro dünyasından tamamen çekildiğimi ilan etmeme karşın, halen polemik malzemesi yapılmam yada tiyatrom'un kazandığı okur sayısını veya sempatiyi kendilerine devşirmek isteyenler olduğunu görüp üzülmekteyim. Bu nedenle her tür hileyi önlemek üzere, bu gece tiyatrom'u tamamen kapattım; sadece arama motorlarında geri planda arşiv sayfalar çıkacaktır. Bu da benim tiyatro üzerine en son yazım olarak bazı sitelere iletilecektir. Yer verirlerse okura ve tiyatro dünyasına ulaşacaktır. Bundan sonra polemikten, iftiradan, hakaretten, kullanılmaktan uzak tutulacağımı ümit ederek tiyatrom'u ana sayfasıyla tamamen, kullandığım mailimi, msn kaydımı tiyatro dünyasının bana ulaşma yolu olan her tür iletişim ortamını terk ettiğimi açıklamak istiyorum.

Tüm tiyatro dünyasının halen devam eden çokça sorunu varken, insanların suni bir önderlik peşinde suni kavgaların tarafı olmamasını arzuluyor ve yeterince düşünmeden atılan adımları şaşkınlıkla karşıladığımı belirtmek istiyorum. Bu anlamda dünü ve bugünü şaibeli olan tiyatrooyun.org sitesine verilen ödülü yanlış bulduğumu ifade ediyor, henüz netleşmemiş soru işaretleri varken, burada yazarlık yapılmasını da yadırgadığımı ifade etmek istiyorum.

Saygılarımla

Not: Bu bir günah çıkarma amaçlı yazı değildir; çıkarılacak bir günah var ise, bu benden çok başkalarına düşmektedir. Bu tiyatro yayıncılığının az çok verdiği tecrübeyle, bugün hata yaptığını düşündüğüm kesimlere, bir kez daha düşünmeleri amacıyla dost mektubu ve tiyatrom.com adının daha fazla kullanılmayıp maziye terk edilmesi içindir.

Ertuğrul Timur
Eski tiyatrom.com yayıncısı

13 Mayıs 2008 Salı

Gerici tiyatroya karşı: Oyunculuk Çalışmaları

Bakınız: Bulunmaz Tiyatro

Not: Yalancılar, sansürcüler, iftiracılar, sanal canavarlar, sanal canavar destekçileri, sanatsal soytarılar ve sanatsal faşistler çalışmalara katılamaz!...

Bulunmaz, tiyatral aristokrasiye karşı!


Online Videos by Veoh.com
Online Videos by Veoh.com
Videomuzu
400 kişi izledi.
Tüm videolar için: TIKLAYINIZ

facebook bataklığında açan gül! / 6

Foto: Sıla İlyasoğulları

Google'da "Sıla İlyasoğulları" diye arama yaptığınızda, üçüncü sırada sitemiz çıkıyor!...

Bakınız: facebook bataklığında açan güller!

Ayrıca TIKLAYINIZ!

Burak Caney (tiyatrooyun.org) budur!

Orhan Aydın'ın Gölge Tiyatro sitesinde yayınladığı "vıdı vıdı" ve hamasetten ibaret yazısında (Bakınız: "Tilki akıllılar…") lanse ettiği ve link verdiği tek kaynak hela kapısı gibi çift "oo"lu tiyatrooyun.org'dur. Orhan Aydın'ın kaynak saydığı, bu sahibi belirsiz (yada sahibi takma adlı Burak Caney) olan sitenin yayın(!) anlayışını algılamak isteyenler, site sahibi Burak Caney takma adlı vandalın yarattığı (ve bir örneğini yukarıda gördüğünüz) fotoğraf(!) galerisine bakabilirler!!! (Tıklayınız: Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / "Seçme eserler")

***

Yukarıda Burak Caney'in "yaratıcı zekasından"(!) fışkırmış olan görsel sanat şaheserlerinden birini görüyorsunuz!... (Caney'in diğer görsel sanat şaheserlerini görmek için TIKLAYINIZ!)

Evet, Burak Caney budur. Burak Caney'e ve Burak Caney'i destekleyen herkese orospu çocuğu dediğimiz için bize Burak Caney ağzıyla "İKİ KÜFÜRBAZ" yada "KÜFÜRBAZ İKİLİ" biçiminde hakaret eden herkes orospu çocuğudur...

Bu bir küfür değil, nesnel bir saptamadır...

***

Ayrıca bakınız:
1-) facebook bataklığında açan güller!
2-) Burak Caney'in (tiyatrooyun.org) bilinçaltı!...

facebook bataklığında açan gül! / 34

Lena Gavuraki

facebook bataklığında açan gül! / 33

Seda Nur Mirza

facebook bataklığında açan gül! / 32

Ezgi özer

facebook bataklığında açan gül! / 31

Ecem Derinde

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Aydın, hela kapısı gibi çift "oo"lu sitede yazıyor!...

Fotoğraf hela kapısı gibi çift "oo"lu siteden alınmıştır: Orhan Aydın


ORHAN AYDIN'IN YENİ YAZISI İLK SİTEMİZDE
ORHAN AYDIN'IN DOSTLARINA EMAİL İLE İLETMEYİ SEÇTİĞİ HAFTALIK YAZILARINDAN YENİSİ BU HAFTA İLK SİTEMİZDEN YAYINA GİRİYOR. YİNE CESURCA KALEME ALINMIŞ BİR YAZI


40. yıl…

Dünyanın eşitlik-özgürlük ve bağımsızlık için meydanları dolduruşunun 40. yılındayız.

Adım başı festivaller, paneller, söyleşiler, yazı dizileri, film gösterimleri, dinletiler.

Bir yandan, akılda kalıcı bir belgesel niteliğinde yaşananlar anlatılırken diğer yandan, Uluslar arası “sanat” organizasyonu yapan kuruluşlar, 68’in devrimci rüzgarını arkalarına alıp kasalarını doldurmanın peşindeler!

Her değer paraya tahvil ediliyor.

Bazen şaşakalırsınız ya. Bana bu günlerde bu çok olmaya başladı.

Şaşakalıyorum.

Dünün ve bu günün dönekleri, bir sürü aymaz 68 diyor da başka bir şey demiyor.

Engin Ardıç, Hadi Uluengin efendiler, Hasan Celal Güzel hazretleri dillerine doladıkları ile yaşıyorlar. Küfür boyutlarına varan saygısızlık ta yarış halindeler.

Yalnız da değiller.

Zaman gazetesi’nin yol gösterici akıl hocaları,, Yeni Şafak gazetesi’nin kendini yazar sanan mollaları, Vakit gazetesi’nin tecavüzcü aklayıcıları, Star’ın starları ve taraf’ın tarafları da aynı şeyi yapıyorlar.

Birlikte beş vakit namaz kılar gibi, eşitlik ve özgürlük isteyen onurlu yurttaşlara hakaret edip küfürler savurup hedef gösteriyorlar.

Fettullah çığırtkanı, STV denen kanal; sol’a, özgürlüğe, çağdaşlığa, uygarlığın tanımlaması sanata, yani insan aklına saldırarak ayakta durabileceğini düşünüyor.

Haber bültenlerindeki taraflık ve bu taraflığın oluşturduğu saldırganlık insani boyutlarında ötesine varmış durumda.

Ülke yurttaşlarını hedef göstererek yayıncılık yapan kuruluşlara, şirketlere karşı, bu ülkenin mahkemeleri yargıçları neden dava açmazlar?

AKM, Harbiye Muhsin Ertuğrul eylemleri sırasında Karanlığa Karşı Sanat Cephesini açıktan hedef göstermişlerdi.

Benim ve O. Kurtuldu arkadaşımın görüntülerini yayımlayarak; “işte asıl sanat düşmanları. Bozgunculuk yapıp yıkımlara karşı çıkıyor, ortalığı karıştırıyorlar” diye haber yaptılar.

Üniversitelerdeki faşist ve dinci kışkırtmalara barikat olma kararlılığını gösteren gençlere karşı da, 1 Mayısta Taksim kararlılığına sahip çıkanlara da aynı saldırıyı düzenlediler.

Bu günlerde, nerede ise ortaklaşmış medya gruplarının tüm liboşları bir koro halinde tek ses olmaya çabalıyorlar.

Sanki birileri bir yerlerden düğmeye basıp, birlikte hareket etmelerinin ilk adımlarını attı.

Hadi Uluengin, Engin Ardıç, Abdurrahman Dilipak, Hıncal Uluç ve Fehmi Koru gibi dünün ve günün adamlarından başka duyarlılıklar beklemek daha da şaşırtıcı olurdu.

Paranın padişahlığı, “satın alma” gücünün de ifadesidir.

AKP, tüm alanlardaki yarılmaları satın almalar yaparak da oluşturuyor.

Şirketler arası insan transferleri yapılıyor. Bu transferler ülkeler arası da olabiliyor. Bazı kurumların başına, Uluslar arası kuruluşlarda etkin görevlerde bulunan bazı yurttaşlar getiriliyor. Konuşulan rakamlar ülke batıracak cinsinden rakamlar. Bu paraların kaynakları neden açıklanmaz? Neden, yargı adına birileri ortaya çıkıp “nereden buldun” diye sormaz? Bu gün devlet katında transfer edilerek çalıştırılan kaç kişi vardır ve bu kişilere toplam ne kadar para ödenmiştir. açıklanmalıdır. Bu transferlerin merkezinde duran, 2010 projesinin başı Egemen Bağış efendi konuşmalıdır.

Birileri, diplerde sürünürken birden bire bir yerlere “baş” oluveriyorlar.

Bir çok kamu kurum ve kuruluşuna, ama özellikle TRT ekranlarına bakarak bu söylediklerimin doğrulandığını görebilirsiniz.

Şeriat ve gericilik propagandası yaparak hayatlarını kazanan bazı silahşorlara, TRT de iş başı yaptırıldı.

Bırakın Türkçe konuşmayı, doğru dürüst cümle kuramayanlar program yapımcısı, yönetmeni, sunucusu oldular. Aralarında, oyunculuk yapanlar bile var!

AKP sayesinde, artistik hizmet alanlarında, estetik değerleri sıfır olan, bir arabi saldırganlıktır gidiyor.

Düne kadar STV, Kanal 7, TGRT gibi dinci ve bağnaz kanallarda çay servisi yapan ya da koruma görevlisi olanlar, şimdi TRT de el üstünde tutuluyorlar dersek yanlış olmaz.

Kurum çalışanlarının içinde imam hatipli mollalar, giderek çoğunluğu oluşturuyor.

Haber-Sen bültenleri ve açıklamaları bu düşüncelerimizin doğruluk kaynağıdır.

Hele TRT’nin bölge müdürlüklerinde yaşananlar tam bir rezalet boyutundadır.

Erzurum ve Trabzon müdürlüklerinde Namaz saatlerinde mescit haline dönüştürülen stüdyolar vardır.

İşte bu Cami avlusunun takunyalı, tespihli ve kara dualı kültürünün bekçileri, döneklerle iş birliği yaparak, tüm toplumsal değerlere ortaklaşa saldırmanın cephesini oluşturmanın yolundalar.

Bu geriliğin AKP li tüm belediyelerin Kültür müdürlüklerini de kuşattığını daha önce yazmıştık. Basındaki kara kuşatma, Belediyelerdeki kuşatmanın bir iz düşümüdür.

68’in üstünden 40 yıl geçti.

Tüm gericilik dalgalarına karşın; ırkçı, faşist söylem ve uygulamalara inat, insanlık eşitlik ve özgürlük tutkularını yeni çabalara katarak daha da geliştirme kararlılığında.

Bu günün, dünün devrimci ruhuna kattıklarının içinde, örgütlenme hakkının kullanılması için gösterilen kararlılık önemsenmelidir.

Birlikte görüyoruz.

68’in 40. yılında ve Üç fidan’ın Faşist Cunta yönetimince, yağlı urganlarla darağaçlarına çekildikleri 6 Mayıs günün 36.yıl dönümünde, Beyazıt tan Dolmabahçe ye kadar özgürlük ve eşitlik şarkıları ile yürüyen yeni, başı dik ve de onurlu bir gelecek var.

İşte bu devrimci kararlılığın öreceği bir gelecekte; döneklerin, dinci yobazların, faşist güruhların ve satın alınmış kara adamların işi daha da zor olacaktır.

oaydinoaydin@gmail.com

7 Mayıs 2008 Çarşamba

Bulunmaz, yayınları değerlendiriyor...


Online Videos by Veoh.com
Videomuzu
500 kişi izledi.
Tüm videolar için: TIKLAYINIZ

6 Mayıs 2008 Salı

Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan, Hüseyin İnan...

onlar
soluk fotoğraflara tutsak
ihtiyarlar
değildi

onlar
renkli bir hayatın
yılmaz neferiydi


şiir: hilmi bulunmaz

Bulunmaz Tiyatro, Beykoz yolunda...


Online Videos by Veoh.com
Videomuzu
300 kişi izledi.

3 Mayıs 2008 Cumartesi

tiyatrooyun.org bayrağı altında yazanlar!...

Burak Caney (tiyatrooyun.org) bayrağı!...
.
Orhan Aydın'ın Gölge Tiyatro sitesinde yayınladığı "vıdı vıdı" ve hamasetten ibaret yazısında (Bakınız: "Tilki akıllılar…") lanse ettiği ve link verdiği tek kaynak hela kapısı gibi çift "oo"lu tiyatrooyun.org'dur. Orhan Aydın'ın kaynak saydığı, bu sahibi belirsiz (yada sahibi takma adlı Burak Caney) olan sitenin yayın(!) anlayışını algılamak isteyenler, site sahibi Burak Caney takma adlı vandalın yarattığı (ve bir örneğini yukarıda gördüğünüz) fotoğraf(!) galerisine bakabilirler!!! (Tıklayınız: Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / "Seçme eserler")
.
***
.
Yukarıda
Burak Caney'in "yaratıcı zekasından"(!) fışkırmış olan görsel sanat şaheserlerinden birini görüyorsunuz!... (Caney'in diğer görsel sanat şaheserlerini görmek için TIKLAYINIZ!)
.
Evet, Burak Caney budur. Burak Caney'e ve Burak Caney'i destekleyen herkese orospu çocuğu dediğimiz için bize Burak Caney ağzıyla "İKİ KÜFÜRBAZ" yada "KÜFÜRBAZ İKİLİ" biçiminde hakaret eden herkes orospu çocuğudur...
.
Bu bir küfür değil, nesnel bir saptamadır...
.
***
.
Ayrıca bakınız:
1-) facebook bataklığında açan güller!
2-) Burak Caney'in (tiyatrooyun.org) bilinçaltı!...
.
..........ÖZDEMİR NUTKU
..........ÜSTÜN AKMEN
..........TUNCER CÜCENOĞLU
..........NEDİM SABAN
..........İBRAHİM ORTAŞ
..........ALİ RIZA SOYDAN
..........RASİM AŞIN
..........AYDIN TALİBZADE
..........CİHAN DEMİRCİ
..........ERHAN TIĞLI
..........AHMET İNCE
..........KEMAL HALAÇ
..........LEVENT ÇAĞLAYAN
..........EMRAH TUNCA
..........ELİF BESTEM SİNAN
..........DİLER GÜLER
..........TUĞÇE BİLGİN
..........FATİH ERMİŞ

..........ÖZGÜR BALPINAR

Bulunmaz, tiyatro yayıncılarını yargılıyor!


Online Videos by Veoh.com
Videomuzu
1771 kişi izledi.
Ayrıca bakınız: Bulunmaz, sanal yayıncıları yargılıyor!

Emeğin yanındayız, TODER'in yanındayız!

Yalan Makinesi Mustafa Demirkanlı, Sansür Makinesi A. Ertuğrul Timur (nam-ı diğer 3. Abdülhamid) ve onların beslemesi İftira Makinesi Burak Caney tarafından yıpratılmak istenen TODER'in yanındayız...

27 Mart Dünya Tiyatro Günü anlayışına karşı olmamıza karşın, faşist yayıncıların saldırısını püskürtmek için, TODER'in eylemine katıldık...

Tiyatro sanatının emekçi örgütü olan TODER'e üye ol, destekle, eylemine katıl. Faşist yayıncılara haddini bildir!...

(Bakınız:Bulunmaz, "Orospu çocukları TODER'e saldırıyor!"
Bulunmaz, "Dünya Tiyatro Bayramı Uluslararası Bildirisi")

Bulunmaz, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi ve İş Bankası Kültür Yayınları'nı eleştiriyor!...


Online Videos by Veoh.com
Videomuzu
250 kişi izledi.
Tüm videolar için: TIKLAYINIZ

Düzeysizliği kutsayan eleştirmen: Tanju Cılızoğlu

Türkiye tiyatrosunun düzeyini aşağı çeken oyunlardan bir olan "Çığ"a methiye düzen Tanju Cılızoğlu, Yaşam Kaya'nın editörü olduğu tiyatronline sitesinde yazıyor! Cılızoğlu'nun dezenformasyon kaynağı tiyatronline sitesinde çıkan yazısını okumadan önce, Coşkun Büktel'in yazdığı "Çığ Aslında Nedir, Neyi Sarsıyor?" yazısını mutlaka okumalısınız... HB

***

Tanju Cılızoğlu
1 Nisan 2008



KENDİSİYLE YARIŞAN BİR YÖNETMEN "ÇIĞ"


2006 -2007 Trabzon Tiyatro Festivali’ni seyrederken ülkemiz adına hüzünlenmiştim. Onca iyi oyuncumuz vardı.

Üniversitelerimiz olaya el atmış, bu konuda Güzel Sanatlar Fakülteleri eğitime başlamıştı. Festivalleri izliyorduk. Ama yine de bir eskimişliği aşamıyorduk.

Niçin bizim tiyatro uğraşımızda bu tür görsel anlatımlar yoktu.
Oysa Türkiye’de ciddi bir roman ve hikaye damarı vardı ve güzelim hikayelerin, o da kitaplaşanları, üç beş binlik basımlarla okura ulaşıyor, eriyip gidiyordu.

Trabzon’da izlediğim, Karadeniz’e komşu ülkelerin tiyatroları, yalın örnekleri bizde de olan, aktardıkları her hikayede günümüzde hızla akan yaşamın ritmi vardı. Hikayeleri, yalın, coşkulu, lirik, dramatik öğeler belirleyerek tiyatroya aktarmışlardı.
Fındık kabuğunu doldurmayan yaşam kareleri, tiyatro olanakları tırmandırılmış görsel anlatımın doruğunda sosyo ekonomik, sosyo psikolojik sonuçlara yürüyen anlatımlara, aktarımlara taşınmıştı.

Bu uluslararası festivalde ÇIĞ’ ı anımsadım. Düşündüm.

Bursa’da seyrettiğim AYŞE EMEL MESCİ’ nin oylumlu bir toplum analiziyle yola çıkarak sahnelediği ÇIĞ, TUNCER CÜCENOĞLU’ nun yakaladığı bir yaşam gerçeğinin evrensel boyutlu sunumuydu.

Geri kalmış toplumlarda, insanların yaşamak için korkuyu nasıl ecelleştirdiklerinin trajik bir öyküsüydü. Ve başkaldırının o aşan gerçeği bulan, köhneleşmenin kabuğunu sıyıran yol göstericiliği.

Dokuz ay karlarla kaplı dağların koyaklarına sığınmış, bu koyakları yaşam kabullenmiş bir sosyal yapı. “SES” e tutuklu bir yaşam.

Dokuz ay ağlamayan, bağıramayan çocuk ağlamalarının bile ÇIĞ düşürerek, kayalıklara sığınmış insanların toplu ölümlere uzayacak bir bekleyişin izleyeni isyanla buluşturan gerçeği AYŞE EMEL MESCİ bilgiyi duyarlı bir yürek sentezli dünya görüşü ile birleştiren yönetmen.
TUNCER CÜCENOĞLU gibi böylesi yönetmenlere asist yapan bir yazarla buluştuğunda siz seyredin ortaya çıkacak görkemi.

BİR ANNENİN İKİ ÇOCUĞU

TUNCER CÜCENOĞLU’ nun ÇIĞ oyununu daha önce AYŞE EMEL MESCİ’ nin rejisiyle Bursa Devlet Tiyatrosu’nda izlemiştim.
Bazı oyunlar belleğinize bir yapışır. Kare kare anımsar, yaşarsınız.
Kimi seyrettiğiniz oyunlara zaman şalını örtmez. Unutmazsınız.
Unuttuğunuzu fark etmeden ara ara anımsar, olanca canlılığı ile yeniden izlersiniz.
ÇIĞ hiç unutamadığım bir rejiydi. Yaşamın insana kurduğu tuzaklar, bireyi bırakın, sistemin aşamadığı acılar olarak nesilden nesle taşınıp duruyordu.2007-2008 tiyatro döneminde ÇIĞ Ankara’da ve yönetmen yeniden AYŞE EMEL MESCİ.

Bir yönetmenin kısa bir zaman dilimi sonrasında aynı oyunu bir başka “KAST” la yeniden ramp ışıklarına taşıması. Tiyatroda böylesi meğerse rastgele oluşumlara her zaman çakılmanız mümkün mü?Koştum Ankara’ya.
ÇIĞ bir annenin ikinci çocuğu.

Bursa’daki ÇIĞ ile Ankara’da halen oynanmakta olan ÇIĞ özde aynı, biçimde, sunumda farklı. AYŞE EMEL MESCİ ikinci ÇIĞ oyununda “KAR” beyazlığının oyunun anlatımına katkısını yakalamış.
“KAR” ların kelepçelediği yaşamın dramını seyircinin kavramasına bu dekor, güçlü bir omuz veriyor.AYŞE EMEL MESCİ, ikinci ÇIĞ yorumu ve rejisi ile kendisiyle yarışıyor.

Türkiye’nin yerli oyunlarını evrensel bir yürekle kavrayan MESCİ, bu kez anlatımda daha bir hareketli oyunun imgesel cümlelerinin üstünde daha bir yoğunlaşılmış, vurgulanmış.
“Güneşin aklında yeni bir şey yok”

Güneş de kainattaki eskimeyle yenileniyor elbet. Ama güneş bu değişimi kendi yaratmıyor. Oysa insan, yalnız insan değişimlere hükmederek yön verecek yetenek, beceri, inanç, inat ve hırs sahibi.“Töreler hep haklı mı, yasalar hep doğru mu”Değişen her şey doğru değil ki, haklı olsun.

Seyirci bu sözü özümlerken oyun finalde yanıtı veriyor.
“Ya hep beraber ölürüz, ya birlikte kurtuluruz”
Bilgi çağının evrensel mantığı bu.

Kurtulmanın özünde başkaldırı var.Oyunun finalindeki bu gerçeğe, bir tek bu gerçeğe varmak için bile seyirlikten alınabilecek dersin en görkemli örneği, ÇIĞ.
Öğrenmek için bilgiyle buluşmak gerekiyor.
ÇIĞ’ ın oluştuğu kültürler coğrafyasında, korkular bilgiye çobanlık yapıyor.

AYŞE EMEL MESCİ bu yanıtı son sahne mizanseninde seyirciye bir öğreti olarak sunuyor. Ve korkuları aşan SEVGİ oluyor. Sevgiyle yüreklere sinmiş çaresizlikler çareye dönüşüyor.
“Ya birlikte ölürüz, ya birlikte kurtuluruz.”

OYNANIŞ

AYŞE EMEL MESCİ ülkemizde artık oyuncunun şansı gördüğü, inandığı bir yönetmen. Bu inanç kolektif bir başarının ilk harcı oluyor.
Tiyatro yazarı TUNCER CÜCENOĞLU’ nun ÇIĞ oyunu hep vitrininde duracak, oyunun AYŞE EMEL MESCİ buluşması bir doruk.
AYŞE EMEL MESCİ yazarın önüne koyduğu hiçbir “Gerçeğin” kılına dokunmadan oyunu seyirciye aktaran bir sorumlu yönetmen.
“ÇIĞ” ı bir kere seyrederek izler ama anlama noktasında eksik kalabilirsiniz.
Örneğin ben ikinci oyunda toplumların başkaldırılarda “Ya birlikte yok oluruz, ya birlikte kurtuluruz” mesajını daha net, daha sindirerek kavradım.

Bir de program dergisinde dostum Prof. Dr. Hülya Nutku’ nun “ÇIĞ bir doğa olayı mı, yoksa büyüttüğümüz korkularımız mı?” sorusuna takıldım.
Cesareti öğretmiyorlarsa korkular yoldaşımız.
Doğumdan ölüme yön veren, içine doğduğumuz sosyal çevre değil mi?
Ankara Devlet Tiyatrosu’nun tüm oyuncuları yaptıklarına inanmanın bütününde, oyunculuklarını eksiksiz, cömertçe kullanıyorlar.
AYŞE EMEL MESCİ belli ki oyunda her adımı, her bakışı, duruşu oya gibi işlemiş.
Ellerine sağlık.
Bütün oyuncular mükemmelin ötesine varmışlar.

Dekor, ışık, müzik her şey ölçülü bir başarı gerçeğini yakalamış.
Seyircileri olarak tümünü kutluyorum.
İlle de yaşlı adamda NURTEKİN ODABAŞI’ nı.
Yazanın, sahneye koyanın, oynayanın elleri dert görmeye.
ÇIĞ yurt dışı yarışmalara mutlaka gitmeli. Festivallerde oynamalı. Oynamalı ki, dünya tiyatrosunda biz de varız diyelim.

Bilinsin ki, Türkiye kirli siyasetin yok saydığı sanatla Avrupalı… Evrensel…

(Kaynak: tiyatronline)
arka kapak

“Sevda, durakları acıyla dokunmuş sonsuz zaman dilimlerine yapılan dervişane bir yolculuktur. Sevdalılar ölse de, ses olarak, yazı olarak yaşar, efsaneleşir. Yeni aşklarla beslenen efsaneler, dünyanın yeni insanlarına umut olur, direnç olur. Aşkın, yalnızlıkların, arkadaşlıkların ve dostlukların ilmik ilmik örüldüğü romanın coğrafyasından, soluk soluğa yarattığınız yeni insanın tarihi, aslında yüreğinizin rehberliğidir.sesi sese; sözü söze ulayarak ulaşılmak istenen beyazlık, karanlıkları gizlenmiş tünellerin sonundadır ve mutlaka gidilecektir. Bu şiirsel devinim, yaşamını kendi toprağından soluyan dünyanın en güzel çiçeğinin boyverişine varıp ulaşır. Ahmet Türkay, 'Seher Gitti'de bu duyguları, yaşamın çelişkilerinden kopmadan yalın bir dille bize iletirken, duygu ve gerçeğin görkemli ve vazgeçilmez sarmalını da gösterir.Seher Gitti ama ya sizin Seheriniz?” (H. Hüseyin Yalvaç)

(Kaynak: Berfin)

Polisin halka yaklaşımı...

2 Mayıs 2008 Cuma

Kameralar neden kapatıldı?

İstanbul Anakent Belediye Başkanı Kadir Topbaş, kent ölçeğinde sansür uyguladı. Atadığı Sanat Danışmanı Kenan Işık ve Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya'nın sağladığı süs ve kamuflaj avantajını iyi kullanan Kadir Topbaş, her alanda AKP'li olma halini belli ediyor. Milliyet'ten aktarıyoruz:


Belediye kameralarına 1 Mayıs sansürü...

DHA

Taksim, Harbiye, Osmanbey, Şişli'de bulunan Büyükşehir Belediyesi'ne ait trafik akışını gösteren kameralar, polisle işçiler arasındaki çatışmalar sırasında karartılmıştı, bugün ise aynı kameraların açık olduğu görüldü.

Tartışmalar üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, "Kameralar valilikten gelen talep üzerine kapatıldı ve kullanmaları talebiyle emniyete tahsis edildi" dedi.

Topbaş sözlerine şöyle devam etti: "1977'de kötü anılar oldu. O günlerin yaşanmasını istemedik. Taksim'in büyük ölçekli mitingleri kaldırmayacağını biz de söylemiştik. Orası geçmişte miting alanı olarak kullanıldı. Ancak şu anki nüfus yoğunluğunu kaldıramaz. Burada her insanın tavrı dünyaya yansımaktadır. İstanbul'da olumsuzlukların yansımasının faturası vardır. 1 mayıs'ta çıkan olaylar turizmi ve yaşam alanlarını etkiledi. Bunun getirdiği olumsuzluklar 1 milyon YTL civarındadır"

(Kaynak: Milliyet)

Nedim Saban'a "ayı" muamelesi!...

Yukarıdaki fotoğraf, hela kapısı gibi çift "oo"lu sitede yayımlandı. Yukarıdaki fotoğrafın üstüne bilgisayarınızın "fare"sini getirip sağ tuşu tıkladığınızda, "Özellikler" bölümünde "ayı" sözcüğü çıkmaktadır. Orhan Aydın'ın referans noktası olarak gösterdiği (Bakınız: "Tilki akıllılar…") hela kapısı gibi çift "oo"lu site, tiyatrocu adlarını bile iğrenç sözcüklerle sunuyor!!!

1 MAYIS "reklam" kategorisinde!...

Yukarıdaki fotoğraf, hela kapısı gibi çift "oo"lu sitede yayımlandı. Yukarıdaki fotoğrafın üstüne bilgisayarınızın "fare"sini getirip sağ tuşu tıkladığınızda, "Özellikler" bölümünde "reklam" sözcüğü çıkmaktadır. Orhan Aydın'ın referans noktası olarak gösterdiği (Bakınız: "Tilki akıllılar…") hela kapısı gibi çift "oo"lu site, devrimci değerleri bile kapitalist sözcüklerle sunuyor!!!