7 Mayıs 2007 Pazartesi

TÜRKİYE’DE BİR İLK: KONUŞAN DERGİ

Sanat ve Hayat 2006’ya, görme engelliler için hazırladığı “Konuşan Dergi”projesiyle girdi. Türkiye’de ilk kez görme engelliler için hazırlanan ilk ve tek sanat dergisi, (MP3) CD formatında tasarlanmış. 240 dakikalık Konuşan Dergi, ilk sayısında Haluk Gerger’den İsmail Beşikçi’ye, Kutsiye Bozoklar’dan Feyza Hepçilingirler’e, Afşar Timuçin’den Hacı Orman’a kadar, dünden bugüne Sanat ve Hayat’ta yayımlanmış yazılardan, röportajlardan, makalelerden, şiirlerden ve öykülerden oluşan özel bir seçkiyi kapsıyor. Stüdyo koşullarında ve tamamı müzik eşliğinde seslendirilen Konuşan Dergi, 21 Ocak’ta gerçekleştirilen bir galayla tanıtılmıştı. Galada konuşan görme engelli sanatçılar Beyhan Aksoy, Muammer Ketencioğlu, Selim-Kerim Altınok, Konuşan Dergi’yi heyecanla karşıladıklarını söylemişlerdi. Abonelik sistemiyle dağıtıma sunulan derginin yıllık abonelik ücreti 35 YTL olarak belirlenmiş.


Konuşan Dergi

İçindekiler

Kutsiye Bozoklar / Beni Kimse Duymuyor mu?
Haluk Gerger / Aydın Sorunu
Varlık Özmenek / Türk Medyasında Resmi İdeoloji
İsmail Beşikçi / Resmi İdeoloji ve Aleviler
Ragıp Zarakolu / Büyük Öğretmen Naum Faik
Alaeddin Şenel / Ortadoğu Mitolojisi
Adso C. Nestor / Entelektüel Terörün Es-tetiği
Vedat Türkali / Türkiye’de Edebiyatın Bugünü
Hacı Orman / İki Yüzlü Bir Madalyon
Adnan Yücel / Sıcaklığın Senin
Şafak Tamer / Ayaklandı Gül Bahçeleri
Özden Özen / Sülfür-Süryani-Mürekkep
Cevahir Korkmazgil / İnsanın Vatanı Kalbidir
Demir Demircioğlu / Gülümse Ölümlere
Yusuf Ferhat / Göçük
Suzan Samancı / Ölüm Islık Çalıyordu
Feyza Hepçilingirler / Lisa’nın Bebeği

Düzenleme : Levent Canen / Mutlu Kızılgedik
Seslendirenler: Nurten Baydemir, Muharrem Demircioğlu, Yeşim Sönmez, Hacı Orman, Meltem Koç, Gökçen Arabul, Işıl Altınmakas, Erdem Çalışkan, Özden Özen

tıkla: BEKSAV

Tavır yaşamını sürdürüyor

Daha çok tiyatro sanatıyla ilgili biri olduğumdan, öncelikle bu konudaki yazılarını okuduğum Tavır'ın, Nisan / 2007 sayısındaki tiyatro yazısı kapitalist ögeler taşısa da, yine okunmayı hak ediyor...

Tavır'ın bu sayısındakiler:

tıkla: tavır

5 Mayıs 2007 Cumartesi

Ödül kirletir

Kirlenmek isteyen ödül yarışmalarına katılsın...

Hangi alanda olursa olsun, ödül kirletir ve yanılsama oluşturur...

Kişi, kuruluş, kurum... aldığı her ödülle birlikte çürümeye başlar...

Ödül, hayatı durdurur... Ödül, hayatı imha eder...

Edebiyat alanında kirlenme hızlanır, katlanır...

Özellikle, Hilmi Yavuz'un seçici kurul üyesi olduğu tüm edebiyat ödülleri, hızla kirletir hayatı!!!

Zaman gazetesinde bir haber başlığı:

Sait Faik ödülü Selma Fındıklı'nın

Ne diyelim? Hayırlı olsun!

Haber şöyle:

Darüşşafaka Cemiyeti ve Yapı Kredi Yayınları tarafından düzenlenen 43. Sait Faik Hikâye Ödülü, İmbatta Karanfil Kokusu adlı kitabıyla Selma Fındıklı'nın oldu. Ödül, Sait Faik'in ölüm yıldönümü olan 11 Mayıs'ta Rahmi Koç Müzesi'ndeki törenle verilecek.

Doğan Hızlan başkanlığında toplanan Hilmi Yavuz, Füsun Akatlı, Nursel Duruel, Kayhan Özel, Jale Parla ve Murat Gülsoy'dan oluşan jüri, kararı oybirliğiyle aldı. Kitap, 1863 evvelbaharından, İkinci Cihan Harbi'nin kıvılcımlarının görülmeye başlandığı 1939 sonyazına kadar, aynı imbatın serinlettiği İzmirlileri anlatıyor. Daha çok İstanbul'a yakıştırılsa da dervişleri, hahamları, papazları, Türkleri, Rumları, Ermenileri, Yahudileri ve levantenleriyle İzmir'in kozmopolit yapısını yansıtan kitap, Remzi Kitabevi'nce yayınlanmıştı. 1965 yılında Eşkişehir'de doğan Selma Fındıklı, 1994'ten beri yazdığı hikâye ve romanlarıyla tanınıyor. Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitiren ve TRT Ankara Radyosu'nda dramaturg olarak görev yapan Fındıklı, 1996'da "Loş Sokağın Kadınları" ile Haldun Taner Ödülü'nü, 1998'de ise "Ankara İstasyonu" ile İş Bankası Büyük Edebiyat Ödülü'nü kazanmıştı.

tıkla: Zaman

Haberdeki kişi, kuruluş ve kurumları tek tek sıralayalım:

Sait Faik
Selma Fındıklı
Rahmi Koç
Doğan Hızlan
Hilmi Yavuz
Füsun Akatlı
Nursel Duruel
Kayhan Özel
Jale Parla
Murat Gülsoy

Darüşşafaka Cemiyeti
Yapı Kredi Yayınları
Rahmi Koç Müzesi
Remzi Kitabevi
Hacettepe Üniversitesi
TRT
İş Bankası

Sait Faik Hikaye Ödülü
Haldun Taner Ödülü
İş Bankası Büyük Edebiyat Ödülü

Kapitalizmin örgütlenme biçimini, bir de bu adlarla birlikte düşünmekte yarar var...

Statükoya karşı Tolstoy

Kanıksanmış, alışılmış, gerici... yaşam tarzını dayatan faşist rüzgarların etkisinde kalan ülkemizde, şu sıralar, Tolstoy okumakta yarar var...

Özellikle Yokuş Yayınları'nın ürettiği, gerçeğe en yakın Tolstoy yapıtlarını okumanın, kaçınılmaz keyfini yaşayacağınızı garanti edebilirim...

Vatanseverliğe Karşı adlı kitapdan, tadımlık bir paragraf:

"Vatanseverlik en basit, en sarih ve en tartışmasız anlamıyla, iktidarın muhteris ve çıkarcı emellerine ulaşmasındaki bir araçtan, yönetilenlerin de insan haysiyetini, sağduyuyu ve vicdanı terketmesinden ve iktidara köle itaatinden başka bir şey değildir. Vatanseverliğin vazedildiği her yerde, gerçekte vazedilen budur."

tıkla: Yokuş

Yunus Nadi ödülleri

Haber Radikal'den:



Yunus Nadi, 'Bir An Bin Parça'ya




05/05/2007


İSTANBUL - Bu yıl 61'ncisi düzenlenen Yunus Nadi ödülleri sahiplerini buldu. Beş dalda verilen ödüllerde Adnan Binyazar, Ahmet Cemal, Konur Ertop, Şara Sayın ve Tahsin Yücel'den oluşan seçici kurul 'roman' dalında birinciliğe Enver Aysever'i 'Bir An Bin Parça' adlı kitabıyla değer gördü.




Ataol Behramoğlu, Cevat Çapan, Muzaffer İlhan Erdost, Doğan Hızlan ve Kemal Özer'den oluşan seçici kurul şiir dalında kazananı 'Yol Dolayları'yla Yüksel Pazarkaya olarak açıklarken öykü dalındaki birincilik ise Hikmet Altınkaynak, Mehmet Başaran, Sami Karaören, Tarık Dursun K. ve Emin Özdemir'den oluşan kurulun kararıyla Cem Uçan'ın 'Boşluğun İzinde'si ile İlhan Doğruyol'un 'Dönüşümler Sevgiye'si arasında paylaştırdı.




'Sosyal Bilimler Araştırması' dalında Shal Güler Parlık'ın 'Yaşamın Suyla Dansı: Barajlar ve Sürdürülebilir Kalkınma' adlı kitabıyla birincilik ödülüne layık oulduğu Yunus Nadi Ödülleri'nin 'karikatür' ödülü ise Ali Şur ve Mustafa Bora'ya verildi. Yunus Nadi Ödülleri'nin kazananlarına ödülleri 7 Mayıs saat 19.00'da Lütfi Kırdar Konser Salonu'nda düzenlenecek törenle verilecek. (Kültür Sanat)




tıkla: radikal




Not: Hitler'in doğumgünü nedeniyle, Almanya'ya dek gidip, kutlamada bulunan Yunus Nadi (Nazi diyen de var!) adına verilen ödüller, kapitalizmi cilalamanın ötesinde hiçbir işe yaramıyor...




3 Mayıs 2007 Perşembe

'Ben devletim döverim'

1 Mayıs'ta, devlet, halk üzerinde terör estirdi...

Yaşlı insanları bile yerlerde sürükleyip, acı çektiren devletin, 60 yaşındaki ünlü birini (ÖDP kurucularından Masis Kürkçügil) tokatlayınca, makyajı döküldü...

Sıradan insanları döven ve özür dilemeyen devlet, Masis Kürkçügil sözkonusu olunca, istemeye istemeye yada ister istemez özür diledi...

Haberi Milliyet'ten aktarıyoruz:

Restoranda 1 Mayıs dayağı

İSTANBUL Milliyet

Taksim'de gerçekleşen 1 Mayıs kutlamalarında polisin kötü muamelesinden, restoranda yemek yiyen Özgürlük ve Dayanışma Partisi kurucularından Masis Kürkçügil (60) de nasibini aldı. Televizyon kamerasına yansıyan görüntüde, polisin üzerine geldiğini gören Kürkçügil, "Yemek yiyoruz" diye açıklama yapmaya çalışırken, polis memurundan bir tokat yedi. CNN Türk kameramanı Bülent Usta'nın çektiği görüntülerde, ekipten ayrılan bir polis, bir kafede yemek yiyen Kürkçügil ile eşine doğru yaklaşıyor. Kürkçügil, polise, "Beyefendi, burada yemek yiyoruz" diyerek durumunu izah etmeye çalışıyor. Bu sözlere polisin yanıtı ise sert bir tokat oluyor. Vali Muammer Güler, polis için soruşturma başlattıklarını söyledi. Güler, "Bu davranış asla doğru değildir" dedi.

tıklayın: milliyet

2 Mayıs 2007 Çarşamba

22 milyarlık yemek!

Posta gazetesinden küçük bir haber:

Akkök Holding'in ortağı, Etiler'deki Akmerkez'in sahibi Ali Dinçkök geçenlerde sevgilisi Pınar Yiğit ve 2 yabancı dostuna Nişantaşı'ndaki lüks bir lokantada davet vermiş.

Ali Bey yurt dışından gelen ve önem verdiği dostları için 3 şişe Petrus şarabı açtırmış. Londra'dan havyar, karides ve istakoz getirtmiş.

Lokantanın en pahalı içkilerini tercih eden ve aşçıdan birçok özel istekte bulunan Ali Dinçkök'e gecenin sonunda tam 11 bin Euro (21 milyar) hesap gelmiş.

Ali Dinçkök 11 bin Euro'yu kredi kartı ile ödemiş. Bir milyar da bahşiş bırakmış.

Müge Dağıstanlı / POSTA

tıklayın: milliyet


tiyatrodergisi.com.tr'den küçük bir yorum:

Hüseyin Hilmi Bulunmaz, utanmadan, sıkılmadan sitesinde kendi ile ilgili şunları da yazabilen biridir:
“'Oha filan oldum yani'

Bugün akşam yemeğinde; havuç ve patates destekli enginar, salçalı makarna, kıvırcık salata, uskumru çirozu, antep fıstıklı tahin helva, pudra şekerli çilek yedim...”

Hakikaten, O’ha ya da çüş derler insana. Arkadaşları ev kirasını ödemek için didinirken (Kendi sitesinde utanmadan bunu da lanse etmişti), insanlar kuru soğan ekmekle karnını doyururken bu ülkede, nasıl da insanlarla alay edercesine aktarıyor yediklerini, anlamak mümkün değil bu sosyalist (!) kuyumcunun?

Mustafa Demirkanlı

tıkla: tiyatrodergisi

korkuyorlar

onlar
korkuyorlar
korktukları için zulmediyorlar
onlar
tarihin karanlık sayfasına yazılıyorlar

onlar
ki zulmediyor
ve
onlar
ki karanlık sayfaların
kirli mürekkebi
onların yeri
insanlığın cesedi

ve haykıran
ve umut taşıyan gözler
kör edilmek isteniyorsa
zulmedenlerin korkusundandır

ve bunca işkence
korkunun sefaletinden
ve faşizmin tarihe gömülmesindendir

onlar
korkuyorlar
korktukları için zulmediyorlar


susmuyor insan

susturmak istediler
ve ağzını kapadılar
silahlarının kabzasını gösterdiler
ve hırçın bir ses haykırdı
derinden
direngen

susma
sustukça
sıra sana gelecek

ve ses yırttı dünyayı
tek yol devrim

ses yükseldi günboyu
yaşasın bir mayıs

yıkılıyor umarsızlık

yekindi insan
attı üstündeki gölgeyi
bir gitarın tınısı titredi
ve garip bir şarkı gürledi

düşlerde che göründü
düşlerde lenin

yekindi insan
kırdı ayağındaki bukağıyı

bir denizin dalgası ses verdi
ve hırçın bir dağ kırlangıcı devindi

düşlerde fidel göründü
düşlerde engels

yekindi insan
attı üstündeki gölgeyi