14 Nisan 2009 Salı

1 Mayıs 2009 Dünya Tiyatro Günü Bildirisi

Hilmi Bulunmaz
14 Nisan 2009



Tiyatro sözcüğünü duyup, bu sözcüğün işlevini duyumsadığımda büyülenmiştim. Tiyatronun, aynı zamanda bir örgütlülük içerdiğini anladığımda, büyü sözcüğünden hızla uzaklaşmaya başlamıştım.

Peki, tiyatro nasıl bir örgütlülük içerir?

Hemen yanıt verelim: Tiyatro, tüm insanî edimler gibi, bu sanatı icra edenlerin siyasal tavrına göre biçimlenir ve o biçimlenmeye yönelik bir örgütlülük içerir.

Tiyatro sanatçısı, emperyalizme karşıysa, sahneleri işgal edebildiği denli, bu karşıtlığını izleyicilere gösterir; sahneleri işgal etmesi, emperyalizmin koruyucuları, temsilcileri, çanak yalatıcıları, tezgâhtarlık yaptırıcıları, ödül vericileri, havuç uzatıcıları, sopa göstericileri, işkence edicileri tarafından engellenmişse, bu kez, sahne dışındaki tiyatral alanları işgal etmek için mücadele verir. Tiyatro sanatçısı, bu işgal için, kitap yayınlayabilir, tiyatro dergisi çıkarabilir, Internet sitesi kurabilir, video çekimi yapabilir... Özetle, mücadele için her yola başvurabilir. Yeter ki umudunu yitirmesin. Yeter ki havuç yada sopaya teslim olmasın.

Mücadeleyi bırakmayan tiyatro sanatçısı şunu bilir: Tiyatro, oluştuğundan bu yana; gelenekselle çağcılın, gericilikle ilericiliğin, kapitalizmle sosyalizmin mücadelesine tanık oldu, oluyor, olacak. Bu durum, neredeyse bir yazgı yada tiyatral bir dille söylersek bir tragedya!

Tiyatro sanatçısı şunu da bilir: İnsanlık, tragedya durağında takılıp kalmadı. Tragedya durağından, dram sanatına koşar adım ilerledi. Tragedya, akıllarda yada tekrarlanan tiyatral düşlerde asılı kalsa da, dram sanatı, gelenekseli çağcıllaştırdı.

Tiyatro, insanlığın en derin, en yüksek, en geniş ve en hareketli alanlarına dek nüfuz edebilen bir sanat. Tiyatro, tüm sanatların en yakın akrabası. Tiyatro, bu akrabalıktan çok şey kazanıyor. Dünya döndükçe, tiyatro sanatını çağcıllaştırmak için yüreğini kartallara sunabilme cesareti gösteren Prometheuslar tükenmiyor. Tiyatroyu, tiyatro esnaflarının insafına teslim etmekten kurtarmak için, her zaman bir yada birkaç Prometheus oldu. Bugün yine, çok azınlıkta da olsa, Prometheuslar var. Günümüzün Zeus’u ve Zeus’un çanağındaki insan kanını emenlere karşı duran bu birkaç kişilik Prometheus ordusu, insanlığın kusmuğu olanlara karşı müthiş bir mücadele veriyor.

İnsan, kendini daha yakından tanıyıp, tüm sanatların tadına varabilmek için, mutlaka tiyatro durağına uğramalıdır. Tiyatro durağına uğrama erdemini gösteren insan, kendisini, çağcılların, ilericilerin, sosyalistlerin yanında bulur. Çünkü, tüm çağcıllar, ilericiler, sosyalistler, aynen o insan gibi, tiyatro durağına uğrama erdemini gösterenlerdir.

Tiyatro durağına uğrama erdemini gösterenler, başarısızlıkların yılgınlığına tutsak olmuş zavallılara benzemezler. Tiyatro durağına uğrayabilecek erdemden yoksun olanlarsa, sahtekâr, yalancı, iftiracı, alçaktır. Bu tür insan müsveddeleri, tiyatronun insan sıcaklığı saçan tadına hiçbir zaman varamazlar.